Ne güzel bir kız

şimdi bi düşündüm de am'a girmek o kadar da muhteşem bir şey değil

2020.10.30 18:05 allahyokdinleryalan şimdi bi düşündüm de am'a girmek o kadar da muhteşem bir şey değil

şimdi bi düşündüm de am'a girmek o kadar da muhteşem bir şey değil. vıcık vıcık bir deliğe içtiğin şeyi dışarıya çıkaran organını sokuyorsun. elbette pipimizdeki sinirlerden dolayı zevk alacaksın ama bu da çok saçma illa ki sıkılırsın. bütün gün 31 çekmemizin sebebi tamamen cinsellik içgüdüsünden kaynaklı değil mi. bir kere sikişsek o kadar da abartılcak bir şey olmadığını anlayabiliriz. bu iş bence soyumuzu devam ettirmeyle alakalı değil sonuçta kısır insanda sürekli sikişmek ister. sanki atalarımızdan miras gibi belki de bu yüzden gelenekçi doğu toplumlarında tecavüz daha fazla ve daha fazla çocuk doğuyor. ama atalarının geleneklerine bağlı olmayan batı toplumunda ise tecavüz daha az ve nüfus artışı bazı ülkelerde eksilere bile düşebiliyor sanki öyle duymuştum. bence insanoğlunun medeniyetini daha da ilerletebilmesi için bu iğrenç şeyden kurtulması şart. elbette kolay değil bunu yazarken bile aklıma meme geliyor ve sikim kalkıyor. bu 5 10 nesillik bir şey de değil binlerce yıl geçse bile farklı üreme şekilleri bulazsak yine sikişmeye devam edeceğiz ki bu da zihinsel açıdan gerileme demek. sikiş bir uyuşturucu gibi yani sizi salaklaştırır sadece. aşk diye kendimizi kandırıyoruz ama o aşk da bir deliğe kavuşma sevdasından ibaret. istediğiniz kadar uğraşın no fap never fap falan bunlar işinize yaramayacak beyninizin bir köşesinde hep o aptal istek devam edecek. bi düşünün amk sadece bir delik ulan bunun için kendi hayatını boş verenler var bu nasıl bir salaklık. var olmamızın sebebi sürekli ileriye gitmek eğer bu olmasaydı denizden çıkamazdık. daha da ileriye gitmek için kurtulmamız gerek şeylerden biri de am sevdası. keşke sikişin hiç olmadığı zamanlara denk gelseymişim belki 1000 yıl sonra belki 10000 katı yıl sonra. sikiş özellikle bizim çağımızdaki insanlar için tehlikeli. bu yaşta bilimle tanışırız bir şeylerin farkına varıp sorgulamaya başlarız. bunlar ne güzel değil mi ama bir de bakıyorsun yine sikin kalkmış. sonra 31 çekiyorsun ve içindeki araştırma, bilme isteği, merak, her şey ölmüş. kafanda bunların yerine bir tane orospunun vücudu veya okulundaki aşkın var geleceğini etkiler tabii. ama çok az da olsak haklı olabiliriz eğitim sistemimiz mükemmel değil. sizi bilmeye teşvik etmek yerine ezberi dayatıyorlar siz de kolay olana 31 e kaçıyorsunuz. ama her türlü bu sizin suçunuz. bir üst-insan bunu çok rahat aşabilmeli. o salak fizik formüllerini, sınavdan sonra hemen unutacağınız sikik biyoloji terimlerini, zar zor anlamak için saatlerce üstünde duracağınız matematiği yapmalısınız. çünkü sizde yapabilecek kapasite var. ama sikiş size engel oluyor.. 2 saat türk ifşa arşivi toplayacağınıza matematikte yapamadığınız konular üzerine video izleyin, soru çözün. tabii götünüz rahata alışmış 2 3 matematiksel bir şey görünce hemen sisteme sövüyorsunuz. biraz mantıklı olun amk. her neyse bahsetmek istediğim şey sikiş olmasa onun yerine çok fazla şey koyabilirsiniz. ve emin olun bu sizi sikişten daha mutlu edicek. mesela bir düşünün: çok istediğiniz ama sadece hayalden ibaret olan- çünkü çabalamadığınız için- üniversiteye gitmek mi yoksa sadece vücudu güzel olan size fiziksel zevkten başka bir şey vermeyecek olan bir fahişeyle beraber olmak mı. hem istediğiniz üniversiteye gittiğinizde sizin kafanızdan kız bulma olasılığınız da fazla size fiziksel zevk veren fahişeden daha iyi değil mi? lisede amı olduğunu yeni fark eden birinin peşinden koşmak mı yoksa sikik ayt konularını yetiştirmek mi sizin için sizin geleceğiniz için daha iyi olur? elbette hepimizin problemi sikiş değil salak oyun ve anime bağımlıları da var. onlar için bir şey demiyorum çünkü doğal seçilimde elenecekler zaten. siz de biraz düşünseniz sikişin saçma olduğunu anlayacaksınız.
submitted by allahyokdinleryalan to KGBTR [link] [comments]


2020.10.29 18:31 hulktheisntreal The Egg - Andy Weir / dostum bu çok güzeldi

The Egg
By: Andy Weir
Öldüğünde evine gidiyordun.
Trafik kazasıydı. Özellikle dikkat çekici bir şey değil, ama yine de ölümcül. Arkanda bir eş ve iki çocuk bıraktın. Acızı bir ölümdü. İlk Yardım Ekibi seni kurtarmak için ellerinden geleni yaptı, ama işe yaramadı. Vücudun o kadar kötü bir şekilde parçalanmıştı ki, inan bana senin için daha iyi oldu.
İşte o zaman benimle tanıştın.
“Ne... Ne oldu?” diye sordun. “Neredeyim?”“
Durum tespiti olarak, “Öldün.” dedim. Kıvırmanın alemi yok.
“Orada bir... Kamyon vardı, kayıyordu...”
“Hı-hı,” dedim.
“Ben... Ben öldüm?”
“Hı-hı. Ama üzülme. Herkes ölür,” dedim.
Etrafa bakındın. Hiçlik vardı. Sadece sen ve ben. “Burası neresi?” diye sordun. “Öbür dünya mı?”
“Aşağı yukarı,” dedim.
“Sen tanrı mısın?” diye sordun.
“Hı-hı,” diye cevap verdim. “Ben Tanrı’yım”.
“Çocuklarım... karım,” dedin.
“Ne olmuş onlara?”
“İyi olacaklar mı?”
“İşte görmek istediğim bu,” dedim. “Daha biraz önce öldün ve ailen için endişeleniyorsun. İşte bu iyi bir şey.”
Bana büyülenmiş gibi baktın. Sana Tanrı gibi görünmüyordum. Adamın biri gibi görünüyordum. Belki de bir kadın. Belli belirsiz bir otorite figürü, belki. Yaradandan ziyade edebiyat öğretmeni.
“Merak etme,” dedim. “İyi olacaklar. Çocukların seni her yönünle mükemmel olarak hatırlayacak. Sana nefret besleyecek zamanları olmadı. Karın görünürde ağlayacak ama içten içe rahatlayacak. Dürüst olmak gerekirse, evliliğin dağılıyordu. Rahatlamış hisettiği için kendisini çok suçlu hissedecek, teselli olacaksa.”
“Ha,” dedin. “Peki şimdi ne oluyor? Cennete, cehhenneme, bir yerlere gidiyor muyum?”
“Hiçbiri, ” dedim. “Reenkarne olacaksın.”
“Hı,” dedin. “Hintliler haklıymış demek,”
“Bir bakıma bütün dinler haklıdır,” dedim. “Yürüyelim”.
Boşlukta yürürken beni takip ettin. “Nereye gidiyoruz?”
“Belirli bir yere değil,” dedim. “Sadece yürürken konuşmak güzel.”
“O zaman bütün bunların amacı ne?” diye sordun. “Yeniden doğduğumda bomboş bir tahta olacağım değil mi? Bir bebek. Yani bütün deneyimlerimin, bu hayatta yaptıklarımın hiçbir manası veya etkisi olmayacak.”
“Hiç de değil!” dedim. “İçinde bütün geçmiş hayatlarının bilgi birikimini ve deneyimlerini taşıyorsun. Sadece şu anda onları hatırlamıyorsun.”
Durdum ve seni omuzlarından tuttum. “Ruhun, hayal edebileceğinden çok daha mutheşem, güzel ve büyük. İnsan aklı varlığının ancak çok küçük bir kısmını içerebilir. Bu sıcak olup olmadığını anlamak için parmağını bir su bardağına batırmak gibi. Kendinin çok küçük kısmını bir kaba koyuyorsun ve çıkardığın zaman yaşadığı bütün deneyimleri kazanmış oluyorsun.”
“Son 48 senedir bir insanın içindeydin, dolayısı ile uzanıp engin bilinçaltının devamını hissedebilmiş değilsin. Burada yeteri kadar kalırsak, her şeyi hatırlamaya başlardın. Ama her yaşamın arasında bunu yapmaya hiç gerek yok.”
“Kaç kere reenkarne oldum o zaman?”
“Oho, çok kez. Çok, çok kez. Ve bambaşka bir sürü hayata.” Dedim. “Bu sefer, milattan sonra 5402ta yaşayan Çinli bir köylü kız olacaksın.”
“Bir saniye, ne?” diye kekeledin. “Beni zamanda geriye mi gönderiyorsun?”
“Yani, teknik olarak evet. Zaman, bildiğin üzere, sadece senin evreninde var. Benim geldiğim yerde işler farklı.”
“Senin geldiğin yerde?” dedin.
“Tabi ki”, dedim, “ben de bir yerlerden geliyorum. Başka bir yerden. Ve benim gibi başkaları var. Oranın nasıl olduğunu bilmek isteyeceksin, biliyorum, ama açıkçası anlatsam da anlamazdın.”
“Hı,” dedin, biraz hayal kırıklığına uğrayarak. “Bir saniye. Eğer zaman içerisinde başka başka yerlere reenkarne oluyorsam, bir noktada kendimle karşılaşmış olabilirim.”
“Tabi. Sürekli oluyor. Ama iki hayat da sadece kendi ömürlerinden haberdar oldukları için farkına bile varmıyorsun.”
“O zaman bütün bunların ne gereği var?”
“Cidden mi?” diye sordum. “Cidden? Bana hayatın anlamını soruyorsun? Biraz beylik bir soru değil mi?”
“Gayet akla yatkın bir soru,” diye ısrar ettin.
Gözlerinin içine baktım. “Hayatın anlamı, bu evreni yaratmamın tek sebebi, senin olgunlaşman.”
“İnsanoğlunu mu kastediyorsun? Olgunlaşmamızı mı istiyorsun?”
“Hayır, sadece sen. Bütün evreni senin için yaptım. Her hayatla beraber büyüyor, olgunlaşıyor ve daha büyük bir zeka oluyorsun.”
“Sadece ben mi? Diğerleri?”
“Başka kimse yok,” dedim. “Bu evrende, sadece sen ve ben varız.”
Bana boş gözlerle baktın. “Ama dünyadaki o kadar insan...”
“Hepsi sen. Senin başka cisimlerin.”
“Bekle. Herkes ben miyim?!”
Sırtına bir tebrik şaplağı ile beraber “İşte şimdi taşlar yerine oturuyor,” dedim.
“Bütün zamanlarda yaşayan bütün insanlar ben miyim?”
“Ve yaşayacak olan, evet.”
“Abraham Lincoln ben miyim?”
“Onu öldüren John Wilkes Booth da sen,” diye ekledim.
Dehşet içinde “Hitler’im?” dedin.
“Ve öldürdüğü milyonlarsın.”
“İsa’yım?”
“Ve onu takip eden herkes.”
Sessizliğe gömüldün.
“Ne zaman birine haksızlık etsen,” dedim, “kendine haksızlık ediyordun. Yaptığın bütün iyilikleri de kendine yaptın. Yaşanmış ve yaşanacak olan bütün mutlu ve üzgün anlar, senin tarafından yaşanacak.”
Düşünceye daldın.
“Neden?” diye sordun. “Bunları neden yaparsın ki?”
“Çünkü, bir gün, sen de benim gibi olacaksın. Çünkü bu sensin. Sen benim türümdensin. Sen benim çocuğumsun.”
İnanamayarak, “Ne?!” dedin. “Benim de bir tanrı olduğumu mu söylüyorsun?”
“Hayır. Daha değil. Sen ceninsin. Hala büyüyorsun. Bütün zamanlardaki bütün insan hayatlarını yaşadığın zaman, doğacak kadar büyümüş olacaksın.”
“Yani bütün evren,” dedin, “sadece...”
“Yumurta.” diye yanıtladım. “Yeni hayatına başlamanın zamanı geldi.”
Ve seni yoluna gönderdim.
submitted by hulktheisntreal to KGBTR [link] [comments]


2020.10.28 06:57 SBDDSB u/Gumus33 ile röportaj

1- Hesaba bot mu bastın, kız mısın?, o kadar karmayı nasıl kastın?
Hesaba bot bastım aynen, tabiki kızım, kastık işte bi şekilde.
2- Babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?
Babana ben öğrettim.
3- Kaç coinin var ve en büyük aldığın award neydi?
Çok coinim var, platin.
4- Reddit hesabının kaç takipçisi var?
1.700
5- Neden insanları özelden rahatsız edip joinleyecek insan arıyorsunuz? bu düz şerefsizlik, ibnelik değil mi?
Soruya bak be, gören de insanların kafalarına silah dayamışız da zorbalık yapıyoruz sanır.İnsanlarla iletişim kurmak için koymuşlar o butonu. Şerefsizlik ve ibnelik.. hmm.. Adam mı öldürdük, hırsızlık mı yaptık? ne bu öfke, ne bu nefret?
6- Zaten açık olan subların 55. kopyasını kurmaktaki amacınız ne?
Her tarzda içeriği paylaşabildiğin, chat roomunda dilediğin gibi muhabbet edip Discordunda güzel vakit geçirip eğlendiğin, düşüncelerini dilediğin şekilde ifade edebildildiğin ve linçlenmediğin,başka bir sub yok. Başka böyle sublar varsa haber edin biz de katılalım.
7- Kendine sakso çekebiliyor musun?, ne sıklıkla çekiyorsun?
Bu soruyu soran kişiden gördüm bu hareketi ama hiç denemedim.
8- Kendini RedditTR de ne konumda görüyorsun?
Pek bi konumda görmüyorum açıkçası. Sıradan bi kullanıcıyım
9- Beni ( İboh31) hatırladın mı ?
Hatırladım kadim dostum.
10- Hangi bölümden mezunsun?
Kıytırık bi bölümden.
11- Redditi nasıl buldun?
Webde dolaşırken denk gelmiştim.Daha öncesinden Varlığından haberim vardı fakat uzun bir süre sonra katılma gereksinimi duydum.
12- Yaş kaç?
Sana kaç lazım? 25
13- Kaç cm?
185 cm.
14- Sol kol mu sağ kol mu?
Çift kol.
15- Nasılsın?
Gayet iyiyim, sizleri sormalı.
16- Anime kızları gerçek mi?
Tabi gerçek, yanımdaki ejderyaya sorabilirsin
17- En çok up alan postun ne ?
94k twitter postu.
18- RedditTR hakkında düşüncelerin?
Türkiyede reddit çok fazla bilinmediğinden kullanıcı sayısı oldukça düşük, dolayısıyla sub sayısı ve içerik bakımından zengin değil. Büyümeye ve gelişmeye açık.
19- Redditte başına gelen en garip olay?
Reddite yeni katıldığım zamanlarda tanıştığım birisiyle, 2 sene sonra bir postun yorumlarında karşılaşmam.
20- Burdurland hakkında düşüncelerin?
Pek düşünmüyorum.
21- akagas hakkında olumsuz düşünenler için ne söylemek istersin?
Daha çok yeniyiz ve şimdiden bir sürü sevmeyenimiz var, burdan onlara selam olsun. ONlara lafım ise Ön yargılarını bırakıp, bizleri tanıdıktan sonra hakkımızda fikir sahibi olmaları.
22- RedditTR'nin en büyük sorunu sence nedir? Ve çözmek için ne yapılabilir?
Gruplaşma. Bir subdaki kullanıcıların hiç birisi diğerleriyle aynı değildir. Ama çoğu kimse kişileri bulunduğu sublara göre yargılayıp kendi kafalarında infaz ediyor.
23- Hayalindeki gibi bir sub tasarladığını düşünüyor musun?
İnsanların özgürce fikirlerini belirtip, dilediği gibi paylaşım yapabildiği düzgün ve seviyeli bir sub düşüncemiz var ve bu yolda ilerliyoruz.
24- Kara mizah hakkında düşüncelerin?
Toplumda yanlış ve eksik bilinen bir mizah türü. Bizdeki kara mizah anlayışı ise sadece dine sövmekten ibaret.
25- İnancın nedir?
Müslümanım
26- İnsanların dine küfretmesinin nedeni nedir?
Cahilliktir. Kişi inanmayabilir ve düşüncelerini seviyeli bir üslup ile ifade edebilir. Ama küfür yolu ile bunu dillendirmek saygısızlıktır ve asla tahammülüm yoktur.
27- Son zamanlarda popülerleşen ateizm hakkında düşüncelerin?
Toplumda yaygınlaşan bir hastalık. Sadece havalı ve marjinal geldiği için ben ateistim diyen büyük bir kitle var.Yabancı dil öğrenirken bile yıllarca çalışıp emek veren insanoğlu, 1.400 yıllık dini, 3 gün araştırma yaptıktan ve 2 meal okuduktan sonra kendini uzman sanıp Kuranda çelişki var moruk diyip işin içinden sıyrılıyor. Hayatta her ne yaparsanız yapın, o işin hakkını vererek ciddiyetle yapın.
28- RedditTR de siyaset ve din tartışmaları hakkında ne düşünüyorsun?
Bu konular hayatımızın her yerinde zaten yeterince konuşuluyor. Dövizi veya diyaneti çarşıda pazarda misafirlikte her yerde duyuyoruz ve artık insanlar sıkıldı. Aynı şeyleri defalarca konuşmak kimseye fayda vermez ve artık öyle bir noktaya geldi ki, coğrafya kaderdir moruk cümlesi herkesin diline yapışır oldu. Tabi ki şehir, ülke önemli fakat sızlanmak hiç bir fayda vermez. Ağlamak yerine daha çok çalışmalıyız.
29- Reddit'de bir idolün veya nefret duyduğun kimse var mı?
Hayır yok. Hiç kimseye kin veya nefret beslemiyoruz. Herkese kapılarımız açık.
30- 1 yabancı ve 1 yerli favori şarkın?
John Denver - Take Me Home Country Roads - Neşet ertaş - Neredesin sen
31- Sevdiğin oyun karakterleri?
Sub zero - Kratos 32- Röportajımız burada son buluyor. Katıldığın için teşekkür ederiz, son olarak soruları sana gönderen kullanıcılara ne söylemek istersin?
Bizleri tanımayan ve hakkımızda kötü,olumsuz düşünen kişiler için onları tanışmaya konuşmaya davet ediyorum. Meseleler, tarafların birbirlerine laf atmasıyla ve nefret beslemesiyle değil konuşarak çözülür. Sevenlerimize de selam olsun. Görüşmek üzere.
submitted by SBDDSB to akagas [link] [comments]


2020.10.27 22:44 fancy_ladder2 Şu Ana Kadarki Red Edilişlerim

Yavaşça uykuya dalmak istiyorum fakat içimdeki azap beni terk etmiyor. Başarısızlığın perdesi sinemde kalıp bana hayali bir duvar örmeye pek ısrarlı. Ve uykum adeta bu duvardan sızamıyor ruhuma, acım beni ayakta tutuyor.
Eski anıların aklımı kemirdiği yetmediği gibi beynim kontrolden çıktı artık, bilinçaltımın devredışı kaldığını hissediyorum. Beynim, benliğimi ele geçirip benim adıma hareket ediyor, duygularımın esir tutulduğu parmaklıkları kırdı. Kalbimde saklı lavlar organlarıma doğru sızarak bana derin bir acı yaşatıyorlar.
Ben, kadınlara olan ilgimi erken keşfettim. Bu hiç iyi değil, çünkü erkek çocuğu ukala olur. Kızlar doğaları gereği ukala erkeklerden hoşlanır ve ufak bir oğlanın ukalalığı, onun liderliğini de sembolize eder. İçimdeki aşk beni ukala bir oğlan olmaktan uzun süre alıkoydu. Türkiye'de okuduğum anaokulunda bir kıza aşık oldum, sonrasında ona yaranmak için arkadaş oluverdim (Büyük hata). İlkokula geçtiğimizde bu kızla aynı sınıfa düştüm, ilkokul boyunca onun platoniği olarak kaldım. En sonunda ortaokula geçmemize kısa bir zaman kala, artık bıçağın kemiğe dayandığını o anki çocuk aklımla kavrayarak, dersin boş olduğu bir gün sıramın üzerine çıktım ve "Ben X kişisine aşığım!" diye bağırmaya başladım. Bunun üzerine arkadaşlarla bazı sıkıntılar yaşadık, kız da postayı koydu tabi ki. Ortaokula geçtiğimde platonik olarak kızlara aşık olmaya ve onlara bir beta olarak yaranmaya devam ettim. 6 yaşımdan, 13-14 yaşlarıma kadar takribi 5-6 kıza tutulup postayı yedim. Lise geldiğinde bu sefer kendi "dolaylı" yaklaşımımla kızlara yaklaşmaya devam ettim. Her ay yeni kızlar. Ve tahmin edin sonuç ne? Koca bir 0.
Her ay birkaç kıza asıldığımı varsayarsak (Yaz tatili hariç), hesaplarıma göre 13-16 yaşlarım arasında 100'e yakın kız tarafından şutlanmış olmam lazım. Bunlar brutal olanları tabi ki de, ufak tefek olanları sayarsak bu sayı 200'ü geçebilir. Bu yıl, 17 yaşındayım. Okulum 3 ay önce başladı, 3 ayda 7 kız tarafından red edildim. Tek fark artık kızlara direkt yaklaşmam "Merhaba, çok güzel görünüyorsun, adın ne senin?" gibi.
Daygame yapmaya çalıştım ve birkaç seansa çıktım (Devam edeceğim) fakat bunlar daha çok adapte olmak içindi ve ısınma setleri açtım. Onlardan da sonuç çıkmadığı gibi 3-4 tane benimle konuşmadan geçip giden de oldu. Anlayacağınız 17 yıllık ömrümde 100 ila 200 arası kız tarafından red edildim.
İlkokul-ortaokuldayken obezdim. Sonra bir anda diyete girdim ve bir deri bir kemik kaldım. Bu sefer de kilo almakla uğraştım. Lisenin başlarında spora giderek nihayet şu anda sahip olduğum fit forma ulaştım. Omuzlarıma kadar olan saçlarımı birkaç hafta önce kestim. Keskin bir elmacık kemiği ve çene hattım var. Genelde beni sevmeyenler bile yakışıklılığımı itiraf etmiştir ve benimle muhattap olmayan insanlardan bı konuda defalarca laf duymuşumdur. Tanımadığım kızlara asılacak kadar özgüvenim ve büyüleyici bir dış görünüşüm var. Yazarlığımın da etkisiyle hitabetim kuvvetlidir. Fakat elde ettiğim tek şey 200 red, bu 200 kız arasından bir tane bile "Gel beraber gezelim." diyen çıkmadı.
Bu yılın başından beri okuldaki birçok kızı durdurarak ve doğrudan yaklaşarak onlarla konuştum. 3 ayda 7 kıza yaklaşarak (Kendi okulumda) onları güzel bulduğumu ve onlarla tanışmak istediğimi söyledim. Sonuç neydi? "Sadece arkadaş!" "Olmaz, ben seni öyle sevmiyorum!" 10 yıldır kadınlarla etkileşim halindeyim. 1 kere bile kabul edilmek nedir hissedemedim.
Kederliyim, vaziyetimden nefret ediyorum. Artık sikişen çift izlemekten o kadar sındım, o kadar sındım ki...
Bu günden sonra daygame'e kaldığım hızla devam edeceğim, günde 10 kıza yaklaşacağım. Bu açlık bedenime hükmediyor artık. Gerekirse bütün Avrupa kıtasındaki kızlar tarafından red edilip kıta değiştireceğim, gerekirse (ömrüm yeterse) çok para kazanıp uzaya gidecek ve orada kendime dişi yaşam formu arayacağım. Ama bu açlık ve cesaretin kombinasyonuyla toprağın altında iskeletim kalıncaya kadar kız bulmak için uğraşacağım.
Hayal kırıklığı mıyım? Kesinlikle. Başaracak mıyım? Bilmiyorum. Deneyecek miyim? Canım pahasına!
Hiçbir şey beni yenemez!
submitted by fancy_ladder2 to turkincel [link] [comments]


2020.10.27 20:06 vez_ko Röportaj #5 u/Gumus33

Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz reddit kullanıcısını lütfen yorumlarda belirtiniz. ​ ​
+Hesaba bot mu bastın, kız mısın?, o kadar karmayı nasıl kastın? ​
-Hesaba bot bastım aynen, tabiki kızım, kastık işte bi şekilde. ​ ​
+Babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi? ​
-Babana ben öğrettim. ​ ​
+Kaç coinin var ve en büyük aldığın award neydi? ​
-Çok coinim var, platin. ​ ​
+Reddit hesabının kaç takipçisi var? ​
-1.700 ​ ​
+Neden insanları özelden rahatsız edip joinleyecek insan arıyorsunuz? bu düz şerefsizlik, ibnelik değil mi? ​
-Soruya bak be, gören de insanların kafalarına silah dayamışız da zorbalık yapıyoruz sanır.İnsanlarla iletişim kurmak için koymuşlar o butonu. Şerefsizlik ve ibnelik.. hmm.. Adam mı öldürdük, hırsızlık mı yaptık? ne bu öfke, ne bu nefret? ​ ​
+Zaten açık olan subların 55. kopyasını kurmaktaki amacınız ne? ​
-Her tarzda içeriği paylaşabildiğin, chat roomunda dilediğin gibi muhabbet edip Discordunda güzel vakit geçirip eğlendiğin, düşüncelerini dilediğin şekilde ifade edebildildiğin ve linçlenmediğin,başka bir sub yok. Başka böyle sublar varsa haber edin biz de katılalım. ​ ​
+En çok up alan postun ne ? ​
-94k twitter postu. ​ ​
+RedditTR hakkında düşüncelerin? ​
-Türkiyede reddit çok fazla bilinmediğinden kullanıcı sayısı oldukça düşük, dolayısıyla sub sayısı ve içerik bakımından zengin değil. Büyümeye ve gelişmeye açık. ​ ​
+Redditte başına gelen en garip olay? ​
-Reddite yeni katıldığım zamanlarda tanıştığım birisiyle, 2 sene sonra bir postun yorumlarında karşılaşmam. ​ ​
+Burdurland hakkında düşüncelerin? ​
-Pek düşünmüyorum. ​ ​
+akagas hakkında olumsuz düşünenler için ne söylemek istersin? ​
-Daha çok yeniyiz ve şimdiden bir sürü sevmeyenimiz var, burdan onlara selam olsun. ONlara lafım ise Ön yargılarını bırakıp, bizleri tanıdıktan sonra hakkımızda fikir sahibi olmaları. ​ ​
+RedditTR'nin en büyük sorunu sence nedir? Ve çözmek için ne yapılabilir? ​
-Gruplaşma. Bir subdaki kullanıcıların hiç birisi diğerleriyle aynı değildir. Ama çoğu kimse kişileri bulunduğu sublara göre yargılayıp kendi kafalarında infaz ediyor. ​ ​
+Hayalindeki gibi bir sub tasarladığını düşünüyor musun? ​
-İnsanların özgürce fikirlerini belirtip, dilediği gibi paylaşım yapabildiği düzgün ve seviyeli bir sub düşüncemiz var ve bu yolda ilerliyoruz. ​ ​
+Kara mizah hakkında düşüncelerin? ​
-Toplumda yanlış ve eksik bilinen bir mizah türü. Bizdeki kara mizah anlayışı ise sadece dine sövmekten ibaret. ​ ​
+İnancın nedir? ​
-Müslümanım. ​ ​
+İnsanların dine küfretmesinin nedeni nedir? ​
-Cahilliktir. Kişi inanmayabilir ve düşüncelerini seviyeli bir üslup ile ifade edebilir. Ama küfür yolu ile bunu dillendirmek saygısızlıktır ve asla tahammülüm yoktur. ​ ​
+Son zamanlarda popülerleşen ateizm hakkında düşüncelerin? ​
-Toplumda yaygınlaşan bir hastalık. Sadece havalı ve marjinal geldiği için ben ateistim diyen büyük bir kitle var.Yabancı dil öğrenirken bile yıllarca çalışıp emek veren insanoğlu, 1.400 yıllık dini, 3 gün araştırma yaptıktan ve 2 meal okuduktan sonra kendini uzman sanıp Kuranda çelişki var moruk diyip işin içinden sıyrılıyor. Hayatta her ne yaparsanız yapın, o işin hakkını vererek ciddiyetle yapın. ​ ​
+RedditTR de siyaset ve din tartışmaları hakkında ne düşünüyorsun? ​
-Bu konular hayatımızın her yerinde zaten yeterince konuşuluyor. Dövizi veya diyaneti çarşıda pazarda misafirlikte her yerde duyuyoruz ve artık insanlar sıkıldı. Aynı şeyleri defalarca konuşmak kimseye fayda vermez ve artık öyle bir noktaya geldi ki, coğrafya kaderdir moruk cümlesi herkesin diline yapışır oldu. Tabi ki şehir, ülke önemli fakat sızlanmak hiç bir fayda vermez. Ağlamak yerine daha çok çalışmalıyız. ​ ​
+Reddit'de bir idolün veya nefret duyduğun kimse var mı? ​
-Hayır yok. Hiç kimseye kin veya nefret beslemiyoruz. Herkese kapılarımız açık. ​ ​
+Kendini RedditTR de ne konumda görüyorsun? ​
-Pek bi konumda görmüyorum açıkçası. Sıradan bi kullanıcıyım ​ ​
+Beni ( İboh31) hatırladın mı ? ​
-Hatırladım kadim dostum. ​ ​
+Hangi bölümden mezunsun? ​
-Kıytırık bi bölümden. ​ ​
+Redditi nasıl buldun? ​
-Webde dolaşırken denk gelmiştim.Daha öncesinden Varlığından haberim vardı fakat uzun bir süre sonra katılma gereksinimi duydum. ​ ​
+Yaş kaç? ​
-Sana kaç lazım? 25 ​ ​
+Kaç cm? ​
-185 cm. ​ ​
+Sol kol mu sağ kol mu? ​
-Çift kol. ​ ​
+Anime kızları gerçek mi? ​
-Tabi gerçek, yanımdaki ejderyaya sorabilirsin ​ ​
+1 yabancı ve 1 yerli favori şarkın? ​
-John Denver - Take Me Home Country Roads - Neşet ertaş - Neredesin sen ​ ​
+Sevdiğin oyun karakterleri? ​
-Sub zero - Kratos ​ ​
+Röportajımız burada son buluyor. Katıldığın için teşekkür ederiz, son olarak soruları sana gönderen kullanıcılara ne söylemek istersin? ​
-Bizleri tanımayan ve hakkımızda kötü,olumsuz düşünen kişiler için onları tanışmaya konuşmaya davet ediyorum. Meseleler, tarafların birbirlerine laf atmasıyla ve nefret beslemesiyle değil konuşarak çözülür. Sevenlerimize de selam olsun. Görüşmek üzere. ​ ​
Röpörtajı oluşturan u/Evreninsongazetecisi , u/SBDDSB adlı redditörlere teşekkürler. ​ ​
Kişilerle röportaj yapmak isterseniz iletişime geçebilir ve bir sonraki röportajda görmek istediğiniz kişileri yorumlarda belirtebilirsiniz. ​ ​
önceki röportaj
​ShitpostTC Moderation Team
submitted by vez_ko to ShitpostTC [link] [comments]


2020.10.24 19:45 Roach778 Sadece Okuyun(Uzun Yazı)

Yazı bana ait değildir.
kız ol. liseli ol. köşebaşı serserisi okulun(a) gidip gelirken sana laf atsın, abaza ekürisinin
tanıklığındailk seferde hoşuna gitmese de sonradan etkilen. 52 çekerken köşebaşı serserisinin
altında hayal et kendini. bir bayram günü mahalledekiler birbiri ile selamlaşırken falan o serseri de
arkadaş grubu içerisinde seninle bayramlaşırken dudağına yakın bir yere öpücük kondursun. akşam
bir SMS kayıtlı olmayan numara. Semra naber? Köşebaşı serserisi seni parka çağırsın git. güzelsin
hoşsun desin elini bacağına koysun karşı koyma, sessizliğinden cesaret alıp fransız öpücüğü atsın.
köşebaşı serserisi her akşam parkta pantolon üzerinden amını mıncıklasın, arkadan sarılıp götüne
dayasın, omzuna elini alıp biraz aşağı elini kaydırım memelerini ellesin, tükürükleriniz birbirine
karışsın her akşam. bir gün mesajlaşırken evde ailenin olmadığını öğrensin evine gelsin. sabahlar
olmasın diyerek oracıkta bekaretini ver henüz 15 yaşındayken. köşebaşı serserisi seni boş inşaata
çağırsın orada versin kösküyü. mahallenin diğer gençleri de serseriye ayar versin bir sonraki sefer
inşaatte siz sevişirken yan odadan 2 kişi daha çıksın. köşebaşı serserisi bir şey demesin onlar da
bize yok mu deyip sana yumulsun. hayatında ilk defa götten sikil, sevgilin ilk ben yapacağım açılış
benden desin sırıtsın. aralarında seni tost yapsınlar. sevgiline kız o an karşı koyamasan da bir daha
görüşme numarasını falan engelle. seni biraz tehdit etsin falan kulak asma. artık serseri
sevmemeye karar verip lisedeki masum çalışkan öğrenciye cilve yap. lisedeki çalışkna öğrencinin
ağzının suyu aksın haftasonları görüşüyor olun. lisedeki çalışkan öğrenci kopya falan versin, sana
olan aşkını anlatsın, sürekli iltifat falan. liseli çalışkan öğrencinin aptal aşık halleri sana sıkıcı gelsin
vur tekmeyi gitsin. çocuğun dersleri çakılsın aylarca kendine gelemesin ama sen 1 hafta içinde yeni
birini bulmuş ol. arkadaşın aslının üniversiteye giden mimarlık öğrencisi abisi ile sevgilisin. seni her
haftasonu arabasıyla alıyor, yediriyor, içiriyor, arabasıyla mahalleye geri bırakıyor. eğlenceli çocuk
sürekli seni güldürüyor. sigara ısmarlıyor, bira ısmarlıyor, güzel ortamlara sokuyor bara falan
gidiyorsunuz onun arkadaş grubuyla birlikte olduğun için reşit olmadığını düşünmüyor zaten
makyajınla falan olayı kapatıyorsun. aslının abisiyle arkadaşının boş evinde çatur çutur
sikişiyorsunuz, oral seksteki yeteneğin onu mest ediyor. aslının abisi bir süre sonra senin gibi bir
sülüğe para yedirmekten sıkılıp başka çiçeklerden bal almak isteyen bir arıya dönüşüp sana siktir
çekiyor. lise son oluyorsun bu sene sınava çalışman lazım. dershanede geç saatlere kadar etütlere
kalıyorsun falan sevgili düşünecek durumda değilsin. etüt derslerine giren yeni mezun sinan
hocanın sana ilgisi olduğunun farkına varıyorsun. sinan hoca sana temas etmek için fırsat kolluyor,
sen de onu gaza getirmek için dekolte veriyorsun, cilveli konuşuyorsun. sinan haftasonu istersen
gel bizim evde çalışalım dershane evlerimize uzak ama evlerimiz birbirine yakın diyor. sinan ders
çalışırken seni gözleriyle soyuyor. mola verilim biraz falan deyip sevgilin var mı muhabbeti açıyor.
senin gibi güzel bir kızın nasıl sevgilisi olmaz diyor. hocam ben gerçekten güzel miyim diyorsun.
tabii ki güzelsin melek gibisin diyor yüzünü okşuyor. Gözlerini kapatıyorsun bu onun için bir işaret
oluyor. Sinan hoca ile akşama kadar denemediğin pozisyon kalmıyor. artık sevgili olmadan sikişmeyi
normal bulmaya başladın. mahalledeki marketin oğluna bedava sigara için elletiyorsun. Bir süre
sonra ellemek yetmiyor oğlana sakso çekiyorsun, nihayet onunla depoda sikişyorsun, adam 30'lu
yaşlarında senin yaş 18. üniversiteyi başka bir şehirde kazanıyorsun. senin orospuluklarından
bihaber anan baban sana nasihat ediyor. Tabii tabii, tamam gibi sözlerle geçiştiriyorsun.
üniversitede her türlü seksin içinde bulunuyorsun. üniversiten mezun oldun iş arıyorsun.
tatlısözlükte çok genç yaşta bekaretini kaybeden kızların acındıra acındıra yazdıkları entryleri
okuyorsun. bakkalın deposunda ufacık yaşta kendimden büyük biri ile birlikte oldum. masum bir
kızdım tüm masumluğumu okulun kantincisiyle kaybettim. ufacık dünyadan haber bir kızdım siz bir
kızın kendinden yaşça büyük kişiler tarafından kandırılıp bekaretini kaybetmesini bilemezsiniz
onlarca kız cafe sahibine, esanafa, öğretmenine bekaretini veriyor. entryleri okuyup okuyup
duygusala bağla erkeklere nefretin artsın. erkeklerden nefret et ama amacın zengin bir erkek bulup
ev hanımı olmak olsun. saçma sapan bir firmada işe başla. patron pasa sana asılsın. müdür sana
asılsın. iş arkadaşların sana asılsın. erkekler ne kadar da namussuz diye düşün. zamanında bedava
seni gezdirip, seni yediren,seni içiren adamları hatırla. yahu artık neden kimse beni sevmiyor varsa
yoksa amaçları seks. kadın bedeni seks objesi değildir diye düşün. güzelliğin olmadan hiçbir işe
kabul edilmeyecek olduğunun farkında olma. kimse seninle evlenmek istemesin. yahu sanki erkekler
seks yapmıyorlar mı deyip 30 yaşına kadar 2 kaşar sikmiş erkeği bakire olmanı istediğinden dolayı
eleştir. yaptığın orospulukları çok sıradan bir şey gibi anlat her türlü internet mecrasında ve
özgürlükten bahset. bir yandan özgürlükten bahset, diğer yandan bakire kız isteme özgürlüğü olan
erkekleri bundan dolayı eleştir. düşünce özgürlüğünü savun, bakire kız isteyen adamı
düşüncesinden dolayı internet ortamında sanal lince uğrat. bakire kız isteyenlerden nefret et
umarım götten vurdurmuş ağzına almış bakireler sizi bulur diye beddua et. diktirip diktirip sizi
kandıracaklar diye işi alaya vur. bu gibi şeylerle erkeklerin yahu zaten bakire olanlar da götten
siktirmiş oluyor diye düşünüp, senin gibi amı-götü otobana dönmüş biri ile evlenmeyi normal
göreceğini düşün. bunu normal görecek yumuşak huylu bir erkeği kafalamayı başar. adamın
anasından emdiği sütü burnundan getir düğün salonunu tutarken, gelinlik alırken en pahalısına
göz dik. mobilya alırken, beyazeşya alırken depresyona girmesine sebep ol. adamın ve ailesinin tüm
birikimini sıfırla üzerine kredi çektir. evlendikten bir süre sonra Necla'nın kocası temizliğe yardım
ediyor diye dırdır et. Aysunlar her yaz 5 yıldızlı otele tatile gidiyorlar biz babanın yazlığına gidiyoruz
bütün işleri bana yıkıyor anan diye dırdır et. senin efendi olduğun eşininse köle olduğu bir hayat
yaşa. tıynetine bağlı olarak belki de eşini aldat. gördüğü zulm nedeniyle, psikolojik şiddetine fiziksel
şiddet göstererek seni susturmaya çalışırsa eşinden tazminat alarak boşan. mağduru oyna. adam
şiddet uygulamayıp senden boşanmak isterse, çekişmeli boşanma ile bu beni boşamak istiyor
hakim hanım lütfen bütün birikimini ve maaşının bir bölümünü bana verin de. düğünde takılan
takıların geliri senin olsun ama düğün nedeniyle girilen borç konusunda hiçbir sorumluluğun
olmasın. çocuklarını babasına karşı kışkırt babalarına düşman olarak yetiştir. yeni sevgilin Mert'in
sizin evinize girip çıkmasına izin ver. mert lise çağındaki genç kızını bir punduna getirip tıktıklasın.
döngü başa dönsün masumiyetini kaybeden kızın anasının yolunda ilermeye başlasın.
submitted by Roach778 to turkincel [link] [comments]


2020.10.23 16:32 KiminNickiBu Otobüste salın beler eğlenceli oluo

Günümü gün etmis,dısarda her haltı yemis eve dönmek icin her zaman bindiğim canım otobüsüme binmistim.Benim her zaman oturduğum favori koltuğum vardır.Bilirsiniz otobüsün en arkasında 2li koltuk hemen karşısında yine ikili koltuk onların yanında da karşılıklı bakışan ikili koltuklar vardır.Benim favorim yolun tersine bakan 2li koltuklardan sağdakidir fakat o dolu olduğundan soldakine geçmiştim.Yolun ortalarına kadar gayet güzel bi sekilde gitmistim ki vücuduma bi haller olmaya başladı.Bİ anda gelen tiremeler mi dersin karın sancıları mı dersin bunların yüzünden sikimin kalkması mı dersin her bok gelmisti.En son titremenin ve karın sancılarının da etkisiyle ani fakat sessiz bir salış gerçekleştirdim.1-2 dakika sonra bana gelmeye başladı koku.O sırada sağdaki koltuktaki kızlardan cam tarafında oturan camı açtı.Bi 30 saniye falan oldu ki ayaktaki abi kim saldı amınakoyim cümlesini kurdu.Diğerleri de aynen çok fena koktu falan demeye başladı.Birden ayakta duran ab dedi ki arkadaşlar bugüne kadar bu salan orospu evlatlarına haddini bildirmedik mikrop gibi çoğaldılar artık buna bi dur demeliyiz.(İçimden bidur dedim xdxd)Abi ne demeye getiriyosun dedim o da şimdi salanın kim olduğunu bulup otobüsten atalım bunu da videoya alıp paylaşalım cümle alem ibret alsın dedi.İçime bi ürperti geldi ama kimse benim yaptığımı bilmiyordu yani suçu başkasına atabilirdim.Önce itiraf edilmesi istendi fakat mal mıyım amk?Sonra herkes dedektif ya amın evlatları biraz düşünelim dediler.Sağda 4 kişi solda 2 en arkada 2 kişi ayakta da 2 kişi vardı.Sonra en arkada oturan iki kel abi dedi ki biz değiliz birbirimizin götüne elliyoruz öyle bir şey olsa hissederdir dediler.Saygı duyduk ve onları rahat bıraktık.Sağda oturan camı açan kız hariç diğerleri çantalarından bi şey çıkarıcaklardı.Silah çıkarmasınlar diye ELİNİ ÇANTANDAN ÇEKKKKKK dedik hepbir ağızdan kuvvetli bir sesle.Onlar da easy men demediler türkçe konuştular rapor çıkarıcaklarmış çıkarttılar okuduk.Raporda bu kişinin götündeki osuruk semptomları alınmıştır.Bu kişinin o işi yapması imkansız kılınmıştır.Bune aq dedik.Bi nevi bademcik amelyatı bu da,biz grup olarak böle bi şey yaptırmaya geldik şuan hastaneden dönüyoruz zaten dediler.Heralde otobüste kendini savunmak için böyle aptal bi kağıt basmazlar diye düşündü herkes ve onları da saldık.Toplamda şüpheli olarak 5 kişi kaldık.İlk konuşan ayaktaki ab kızı göstererek sen camı açtın bunun nedeni koku yayılmadan ortamı temizlemekti ama başaramadın değil mi dedi.Kız da ne alakaa ya kokuyu aldım ondan dolayı açtım dedi neden ihbar etmedin ozaman? dedim.Öyle mal mal baktılar.Yani neden birinin saldığını dile getirmedin dedim.O da ben biraz utangacım da uWu o yüzden cok fazla dilimi kıpırdatamıyorum dedi.Gerçekten de hal ve hareketleri bunu gösteriyordu.Öyle ki yanlışlıkla üstüne oturduğu oyuncak arabayı sahibine utangaçlığından geri verememişti.Arabayı kokladık ve onun yapmadığını anladık.Hep birlikte ne olursa olsun birinin saldığını her zaman dile getirmen gerekir.Bunun suçlusu sen değilsin bunun suçlusu osuran ve osuruğu komik bulanlardadır dedik ve we live in a society sloganını fırlattık.Koku biraz yavaşlamıştı ve ayakta duran mavi kazaklı ab camları açalım böylece sorun çözülsün hem kimseyi de yolundan etmemiş oluruz dedi.Tüm camlar açılmaya başladı,koku otobüsü terk ediyordu fakat ben bir kere kaptırmıştım kendimi.Biri o otobüsten atılacaktı.Koku gitmeye başlamıştı ki ben tekrar çaktırmadan bi saldım.(Kel ablar gibi gey değilim çaktırmam xdxd)Lan yeter amınakodumun çocu dedi ayaktaki ab.Ben salmadan önce yanımdaki ab telefona bakarak gülerken bir anda durup bozuk bir surat ifadesi yapmıştı.Bunu herekese söyledim.Adam açıklamaya başladı:komedi programı izliyordum bi yorumlara ineyim ve bir de ne göreyim biri ALLAH'A SÖVMÜŞ ondan dolayı bozuldum.Otobüsteki herkesin ortak zayıflığı sanırım Allah'a sövülmesiydi.Hep birlikte Allah'a söwmein la sloganını attık ve o adamı da eledik.Aslında benim pek umrumda değildi zira burda da herkes Allah peygamber tanımıyor ama bunu orda dile getirseydim başka nedene gerek kalmadan atılırdım otobüsten.(Arabistanda mı yaşıyoruz orospu çocuıkları sosyetede yaşıyoruz.)Yanımdaki ab dedi ki arkadaşlar ben fizikçiyim böyle bir kokuya sahip gaz eğer oturan biri tarafından bırakılsaydı muhtemelen otobüste depremin ta kendisini hissederdik dolayısıyla ayaktakilerden şüphelenmeliyiz.Oha aq ne yetenekliymişim meğer diye düsündüm.Hangi malı attırsam diye düşünmeye başladım.Küfürbaz yobaz herifi attıramazdım tüm otobüsü dövebilirdi amcık cocu.Zaten pek bir kanıt da uyduramadım onun hakkında.Birden aklıma mavi kazaklı abinin otobüse binmeden önce kokoreç yediğini üstüne de kola patlattığını hatırladım.Yalan söylememe bile gerek yoktu.Blue sus diye haykıracaktım ki terbiyeli ve efendi bir cocuk olduğumdan dolayısıyla nazikçe blue sus olabilir dedim.Ne dion diye baktılar.Mavi kazaklı ab otobüse binmeden kokoreç yemişti.Ayrcıa üstüne ayran yerine gazlı içecekler katagorisinde yer alan colayı içimişti.Adamlar gazlı içecek dediyse bi bildikleri vardır yani gaz yapıyordur hem kokoreç de karna büyük etkiler bırakır.Hem bu ab camı açın gider falan demişti otobüsten atılmaktan korktuğu için olabilir bence dedim.Kel ablarda biri aynen biz de gördük yemişti kokoreç.Adam valla ben yapmadım dedi ama sonuç olarak attık adamı.MALLLLLLAR XXXDDDD dedim içimden.İndim ineceğim durakta.İnmeden önce tekrar salıp önceden cebimde kalan bir ishal ilacını yobaz malın cebine koydum görsün herkesin içinde söwmeyi.Herneyse indikten sonra bi keyif gazı saldım.Bu videoyu yayınlayamadık.İki tarafında şikayetleri sonucunda tabii.Kimse uğraşamazdı mahkemeyle falan.
submitted by KiminNickiBu to KGBTR [link] [comments]


2020.10.21 20:12 SuperHans2189 Silik biriyim ben. Sesim zaten pek çıkmaz.

Hani bazen çok uzun sure sustuktan sonra biri bir şey sorunca cevap verirken, ses tonumuzu ayarlayamayız, sesimiz osuruk gibi çıkar ya işte ben o ses tonunda konuşurum. Anlattıklarım çok da matah şeyler değildir ama anlatmak isterim. Tam anlatmaya başlayıp ‘iyi gidiyorsun oğlum, hadi şu son cümleyi de bağlarsan, aklını alacaksın onun’ diye düşünürken, karşımdaki 'abi biraz yüksek sesle konuş, ne diyorsun anlamıyorum’ der. Orospu çocuğu nasıl da büyük bir rahatlıkla söyler bunu. Başlarım en baştan 'abi diyorum ki…’ diye anlatmaya. O kadar silik bir insanım ki kurduğum cümlelerde bile doğru düzgün özne yoktur. Özne ortaya çıkmaz, özne bile kaçıp saklanır, gizli öznedir. Dolaylı tümleçle, zarf tümleciyle kur cümleyi, anlat anlatabilirsen derdini. Dün bütün olanlara rağmen Bengü'ye onu çok sevdiğimi söylemeye gittim. Kim gitti? Ben gittim(g.ö. ben). Yarrağımı gittim! Bugün bir minibüste bile şoför 'birader sen geç, buraya otur da yer açılsın’ diyerek para kutusunun yanına, minibüstekilere karşı seni oturttuğu zaman zor duruma düşüyorsun, insanların yüzüne bakamıyorsun, Bengü 'nun suratına nasıl bakacaksın.
Yalnız sesim değil, tipim de siliktir. Normal adamım. Bana benzeyen binlerce insan var sokakta… Hiç dikkat çekici bir suratım yok. 'Sokaktan adam geçti bir tane’ deriz ya, özelliksiz adam, başında herhangi bir sıfatı olmayan adam, işte ben oyum. Dümdüz adam! Bu özelliksiz suratımın işe yaradığı da oldu tabi. Okul hayatımda ve askerlikte çok rahat ettim. Hiç hoca ve ya komutan bana kafayı takmadı. Nasıl taksınlar ki ismi bile ezberlenmeyen, hiç ismiyle hitap etmedikleri, en fazla 'evladım’ ve ya 'oğlum’ diye çağırdıkları, hayatlarında hiç iz bırakmadan gelip geçen biriyle kim, niye uğraşsın ki…
Tamam, biraz abarttım. İtiraf ediyorum, bir ara, üniversitedeyken gerçekten ortamın merkezi olmuştum. Merkezdeki kişi bendim. Hem de iki güzel kızla bardaydık. Kulaklarımla duydum, benden bahsediyorlardı, orijin bendim. 'Şu çocuk seni kesiyor’ diye arkadaşına gösterdi biri, kestiğim kız ise 'hangisi’ diye sordu. 'Şu gözlüklünün arkasındaki’ dedi. Kestiğim gülümsedi. Üniversitedeyken gözlük takardım, artık lens takıyorum, temiz tutarsan valla büyük kolaylık… Elveda eski kestiğim.
Silik, utangaç ve iki kelimeyi yan yana getiremeyen biri olduğunda insan, dahi filan olmayı bekliyor ama bende o da yok. Çok susup, sabit gözlerle bir nesneye bakınca biri görse 'kim bilir içinde ne fırtınalar kopuyordur, ne savaşlar veriyordur, zihinde ne kaleler yıkıp, ne devletler kuruyordur’ diye düşünür ama bende vallahi o da yok. Neye bakıyorsam onu düşünüyorum. Mesela ekmeğe mi bakıyorum 'ekmek’ yazıyor düşünce balonumda. Silik olmam dahi veya duygusal olmam anlamına gelmez. Bana benzeyen birinden hoşlanacağım anlamına ise hiç gelmez. Aksine nefret ederim benim gibi silik insanlardan, fellik fellik kaçarım. Onlarla gezmek, tanışmak, içki içmek, dertleşmek istemem. Hatta kendi halime tipime bakmadan aşağılarım onları, 'mih mih mih’ diye gülerken o, 'acaba ben de mi böyle gülüyorum’ diye düşünerek, tiksinirim gülüşünden. Kendim gibi bir insan daha niye isteyeyim ki.
Aşık olduğum zaman çok güzel kızlara aşık olurum. 'Niye aşık oldun?’, 'çünkü çok güzel’ işte bu kadar basit.
Yakışıklı ne acayip di mi? Ben de yürüyorum, o da yürüyor. Ağzı var yemek yiyor, eli filan da var, aynı benim gibi. Düşününce totalde aynıyız. Ama o yakışıklı. Bir şey yapmasına gerek yok, dursa yeter. Ağzını açtığı zaman herkes onu dinler, saçmalama kredisi sonsuzdur. Senin bir tip yakışan saçın vardır, onun hepsidir. Kazıt o saçını senin çıksın topatan kavunu gibi kafan ortaya, o ise yine yakışıklı. Bir de bu durumun farkında değil gibi orospu çocuğu, ben ise hayatım boyunca bir jöleden çok şey bekledim. Turistin mavi gözlü sarışın çocuğunu sevdiğimiz gibi, 32 yaşında olmamıza bakmadan 4 yaşındaki çocuğun etrafına toplanmamız, onu güldürmeye çalışmamız gibi severiz, utanmasak elimizi çocuğun omzuna atıp, 'Ben Ulrih'leyim siz hepinizsiniz var mısınız lan maça’ dememiz gibi ucundan eklenmeye çalışırız yakışıklıya. Okurlar biz sıramızın gelmesini çok bekledik. Ve ne olduysa oldu devran dondu, rüzgar bizden tarafa esmeye başladı. Haber geldi, 'samimiyet’ bayrakları açılmış toplumda. Samimi olmak prim ediyor dediler… Sorduk; 'nasıl yani? Sadece samimi olmak yetiyor mu?’ 'Evet abi. Ne olursa olsun samimi olsun deniyor ortamlarda. Cahil de olsan, aptal da olsan… Yahu konuşturmayın adamı işte! Samimice itiraf etmek yetiyor işte, anında prim yapıyor.’ dendi. Çıktık yuvalarımızdan. Zaman artık bizim zamanımızdı, beklediğimiz gün gelmişti. En önden ben koştum. Anlattım başımdan geçenleri, aptallıklarımı. Bence etkileyici bir üslupla sunulmuş, içi de komik şapşallıklar barındıran hikâyelerdi. Bir iki etkilenme olunca, bir tane daha anlattım. 'sevimli şapşal şey’ damarımı iyice eşeledim, anlattıkça anlattım. En mahremlerine kadar, altıma sıçmalı anılara kadar bir bir anlattım. Baktım hafiften bir tiksiniliyor rotayı ebeveynlere 31'de yakalanmalı anılarıma cevirdim. Büsbütün iğrenildi. Yakışıklı arkadaşım Efe ise birkaç 'sosyal beceriksizlik’ anısını anlatıp, 'İnanmıyorum Efe. Çok sevimliymişsin’ nidaları eşliğinde bu samimiyet rüzgârından çok güzel ekmek yedi. Efe sayesinde tanıştığım kızlarla bağlantım ise ileriye yönelik beklentiler içerisinde sürdü. Efe'nin eski takıldığı kızlardan biri Bengü 'yle bir gün Beşiktaş’ta karşılaştık. Nasıl olduysa beni tanıdı. Ne istiyordu bu Bengü benden, sadece güzel olması bile ona aşık olmama sebepken bir de benim farkımda olması… Yoluna mı atayım kendimi, yoksa şaki olup dağa mı çıkayım, bunu mu istiyor benden? 'Sen Efe'nin arkadaşısın di mi?’ dedi. Başımı sallayarak onayladım. 'Efe anlatmıştır biz ayrıldık onla’ dedi. 'Vay be ben evde oturup kalemle mandalina liflerini tırnaklarımdan sökerken insanlar neler yaşamış.’ diye içimden geçirdim ve acı acı gülümsedim. Efe'yi hala çok sevdiğini filan söyledi. 'Ulan Efe'yi dedem de sever, yakışıklı, zengin çocuk, beni sevsene.’ demek istedim, diyemedim. Gözleri dolmuştu, benimkiler de doldu. Sonra toparlanmaya çalışarak her şeye rağmen gülümsedi. 'Neyse saçmalıyorum işte. boşver beni. Sen ne yapıyorsun? Yürüyelim mi işin yoksa?’ dedi. Yürüdük. 'Sen hep susuyorsun. anlatsana kendini’ dedi. Boşver manasında başımı salladım. Gerçekten de anlatacak bir şey aklıma gelmiyordu. 'Ama gerçekten merak ediyorum. her insanın bir hikayesi vardır’ dedi. Karşılaşmadan önce 'ağzıma bakalım şu çubuk krakeri enlemesine sokabilecek miyim’ diye bir deney yapıyordum ve karşılaştığımdan beri ağzımda enlemesine duruyordu o kraker. Önce onu yedim. Sonra bütün gücümü toplayıp, bütün samimiyetimle 'Göğüslerin çok güzelmiş’ dedim.
submitted by SuperHans2189 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.20 12:16 OmerFurkanV1 Pornografi ve Mastürbasyon ile tanışma ve bırakma hikayem

Öncelikle hepinize merhabalar. Direk konuya geçeyim. Mastürbasyon ile ilk facebook sayesinde tanıştım. Küçüktüm ve facebookta öylesine gezinirken bir kadın gördüm. Gayet normal giyinişli bi kadındı sadece göğüs dekoltesi görünüyordu ve küçük ömerin hoşuna gitmişti. Daha sonra neredeyse hergün telefonu gizli gizli alıp facebookta dolaşıyordum. Daha sonra dayım bana bilgisayar aldı. Pornografi ile tanışmamım neredeyse en büyük nedeni. Ama şunu söyleyeyim, ''neredeyse hiç'' porno izlemedim. İzlediğim prno sayısı 20 yi geçmez. Prno izlediğim zaman bişe hissetmiyodum hatta kalkmıyodu bile. Bende bu yüzden biraz sapık yollara düştüm. Okulda tanıştığım gördüğüm kızlara eve gidince çekiyodum. Bu yüzden okulda hep içine kapanık oldum, ''sınıfın sessiz çocuğu'' denecek konuma düştüm. Herkes benimle alay ediyordu ve hiç ciddiye alınmıyordum. Ama en üzüldüğüm şey ne biliyor musunuz?
Şuan sınıfımda bir kız var. Siyah at kuyruğu saçı, yuvarlak gözlüğü, tatlı suratı ile çok güzel bir kız. Ona sadece uzaktan bakmak ile yetiniyorum. O kızda tabi sınıfın ''badboy'', konuşkan çocukları ile takılıyor. Çok zoruma gidiyor açıkçası. Artık tüm o eski iğrençlikleri, alışkanlıklar falan bıraktım ve nofap'a başladım. Çünkü artık mutlu olmak istiyorum insanlara açılmak istiyorum. Şimdiki zaman ile konuştuğuma bakmayın. Nofapi 6-7 aydır falan deniyorum. Başarısız olsamda denemeye değer. Şunu söyleyeyim gerçekten işe yarıyor. Özgüven sorunum yok oldu, sınıf grubunda daha çok sözüm geçiyor ve insanlar benim varlığımdan haberdar, ekranda orasını burasını sallayan kadınlara karşı ekran başımda elimi becermiyorum. Hergün testisleri boşaltmadığım için penisimde ve testislerde büyüme oldu. Spor yaptım ve şuan iyi bir vücudum var.
Yani sizede tavsiyemdir dostlarım. Pornografik içerik izlemeyi mastürbasyon yapmayı falan bırakalım. Yoksa o bakmaya kıyamadığınız kızlar elinizden gider. Şansınızı deneyin! İyi günler.
Ömer F.
submitted by OmerFurkanV1 to KGBTR [link] [comments]


2020.10.18 14:53 aydalistkemal Çavuş beni artık dinlemiyor

Beyler bu amk pandemisi yüzünden hayatım sikildi.Öncelikle ben deniz kardeşiniz şubat mart ayında yavaş yavaş çapkın oluyordu her cuma bir ara ayrı bir kızla buluşuyordum ya flörtüm yada ona benzer bir durumda olduğum kızla.Tip olarak fena sayılmasamda ama bir özgüvensizlik vardı bu çocuklukta yaşadığım olaylar arkadaş ortamım vb.Her neyse öncelik kendi ve çevremdeki insanların her zaman sağlığını düşünürüm bundan dolayı pandemi döneminde kimseyle öpüşmedim yiyişmedim.Bir kaç kere arkadaş olmadığım kizlarla buluştum bunun dışında kız kankalarımlada buluştum ama götüm yemedi ilişki yapmaya hem kızda pek bulamadım yaz olduğu için.Kız kankalarımdan faydalınıyordum arkadaşlarina yürümek maksatıyla fakat aminakoyim tam bir britanyalı gibi sömürmüşüm karantinadaykende konuştuğum kizlarla konuşmami kesmişim buluşamicam diye yarra yedik.Neyse arkadaşlar özgüven filan kazandım kendiki biraz geliştirdim karanintada boş durmadim hâlada durmam.Fakata ya yeter amk hayatımın en güzel zamanlarını yaşiyorum seneye sınava hazırlanıcam bu sene bari biraz amcık tadıyım.Gelelim sualime şimdi ne param vat ne bişeyim dışarıda çıkmam aralık ocak gibi bu pandemi işi ne olur.Ben kızlarla takılabilirmiyim? Beni bu konular hakkında bilgilendirecek arkadaşlarıma teşekkür ederim çavuşa laf geçiremiuorum mastürbasyon bağımlısı oldum help.
submitted by aydalistkemal to KGBTR [link] [comments]


2020.10.17 22:11 brknkry Joanna Lannister

İsim:Joanna
Ünvan:Daven kızı Joanna.Casterly Kayası Leydisi,Batı Muhafızı,Lannisport Kalkanı,Dişi Aslan,Kayanın Leydisi,Batının Işığı
Hane:Lannister
Yaş:18
Meslek:Yok
Hikaye: Babası Daven Lannister,annesi ise Tya Lefforddur.Ailenin ilk çocuğudur.2 Kız kardeşi ve 1 Erkek kardeşi olmuştur.Lakin Erkek Kardeşi Tytos Lannister 10 yaşındayken hastalanıp vefat edince en büyük kız çocuk olarak Kayanın varisi olmuştur.
Erken Yaşamı
Joanna Altın Saçlı,zümrüt yeşili gözlerle doğmuş güzel bir kızdır.Anne ve babası tarafından sevilmiş aile kavramını tatmıştır.Kız kardeşleriyle iyi anlaşmış,erkek kardeşiyle Abla-Kardeş ilişkisi yaşamıştır.Saray halkı tarafından sevilmiş ve neşeli bir kız olarak görülmüştür.
Bir leydi gibi davranması öğretilmiştir.Lakin Joanna hikayelerdeki beyaz atlı şövalyelerin hayalini kuran bir kız çocuğu olmamıştır.Zeki ve realist birisi olmuştur.Kitaplara yoğun bir ilgisi olmuştur.Okumayı Kayanın üstadından öğrendiği günden beri boş vakitlerini kitap okuyarak geçirmiştir.Özellikle Essosun bilinmeyen taraflarını ve Akgezenler hakkındaki hikayeler çok ilgisini çekmiştir.Bilinmeyene karşı büyük bir merakı vardır ve bu merakı ileride onu entrikalara itecektir.
Gençliği
Yıllar geçtikçe olgunlaşmış ve bir çocuktan çok bir kadın olarak görülmeye başlanmıştır.Güzel bir fiziği olan güzel bir kadın olmuştur.Bu sebeple Kayadaki genç erkekler etrafını sarmıştır ve sürekli aşk ilanlarına maruz kalmıştır.Lakin Joanna vazifelerini bilen,gerektiğinde duygularına hakim olmayı başarmış akıllı bir kızdır.Hiçbir erkeğe bakmamış ve Kayanın Genç Leydisi olarak hayatına devam etmiştir.Erkek kardeşi hastalanıp öldüğünde uzun süre depresyona girmiştir.Ailesiyle birlikte acı çekmiştir.Lakin zaman her şeyin ilacı olduğundan kendisini toparlayabilmiştir.
Veraset Krizi
Erkek kardeşi öldüğünde yaşayan en büyük kız olduğundan Kayanın varisi olmuştur.Lakin bu varislik durumu bir kriz yaşatmıştır.En büyük Amcası Kayada hak iddaa etmiştir.Erkek olduğunu ve Kayada bir kadından daha fazla hakkı olduğunu bir ziyafette açık açık söylemiştir.Lakin babası bu durumdan açıkça rahatsız olmuştur.Amcasının gözündeki güç hırsını sezmiş ve bu onu korkutmuştur.Kaya bir süre ikiye bölünmüştür.Bir taraf Joannayı Varis olarak görürken bir taraf Amcası Geroldu desteklemiştir.
Joannanın arası Amcasıyla küçükkende iyi olmamıştır.Bu sebeple bu durum amcasından daha çok nefret etmesini sağlamıştır.İşte bu kriz ortamında Joanna ilk günahı işlemiştir.Annesiyle birlikte bir plan yapmış ve Geroldu suçlayıcı sahte bir mektup hazırlanmıştır.Bu mektup babasına götürüldüğünde Daven Lannister küplere binmiş ve Amcası Geroldu sura yollatmıştır.Bu olaydan sonra Joannanın Batının Varisliği kesinleşmiş ve sorgulanamaz hale gelmiştir.Lakin Joanna hala vicdan azabı çekmektedir.Sonuçta bir iftira atmıştır.
Dişi Aslan olarak başa geçmesi
Joanna 16 yaşındayken Babası Daven onu Kayanın Varisi olarak ilan etmiştir.Bir ziyafet verilmiş ve Batılı Lordlarla tanışmıştır.Güzel bir kadın oluşu ve ağzının iyi laf yapmasıyla Lordları etkilemiş ve arasını iyi tutmuştur.Bu ziyafet sonrası Babası Crakehall Ormanlarına,ava çıkmış ve av esnasında atından düşmesi sonrası ağır yaralanmıştır.Casterly Kayasına getirilen Daven ölmeden önce kızlarını ve karısını görmüş ve yatağında ailesi etrafındayken vefat etmiştir. Daven Lannister Kayadaki Kahramanlar Salonuna gömüldükten sonra Joanna Lannister Kayanın başına geçmiş ve resmi olarak Casterly Kayası Leydisi olmuştur.Lakin Joanna bir kadın olduğunun bilincindedir.Eğer geçmişte Lannister kraliçesinin bir Lyddenle yaptığı gibi Erkeğin evlendiği kadının soyadını aldığı tarzda bir evlilik yapmazsa Veraset sorunlarının çıkabileceğini öngörmüş ve eğer evlenmezse veya çocukları Lannister soyadını almazsa varisi olarak en büyük Erkek Kuzeni olan Tygetti ilan etmiştir.
İki Yıllık Hükmü
Şuanda 18 yaşında olan Joanna,16 yaşında Kayanın Leydisi olmuştur.Bu 2 yılda Batıyı iyi bir şekilde idare etmiştir.Batıdaki her bir soylu haneyi ziyaret etmiş,Genç lordlarla ve yaşlı lordların varisleriyle dans etmiş,flörtleşmiştir.Lakin hiçbiriyle ilişkide bulunmamıştır.Erkeklerin ne olduğunu ve bir kadından ne istediklerini iyi analiz etmiş ve bu sayede Lordları manipüle edebilmiştir.
Lannisportu iyi bir şekilde yönetmiş,vergileri tüccar ve halk dostu olacak şekilde düşürmüştür.İki yıldır harıl harıl çalışmaktadır.
Beceri Dizilimi: İnşaatcılık (1) Liderlik (3) Entrika (3) Gözcülük (2) Navigasyon (1)
Discord Adı: Ebabil #6856
submitted by brknkry to buz_ve_atesin_dunyasi [link] [comments]


2020.10.17 13:52 SametTheChossenOne Libidosu aşırı yüksek bir kızla beraber olmak kadar kötü bir şey yok. Çoğunuzun hayalidir belki ama çok zor abi. 10 aydır sevgiliyiz kızla, 4. ayda ilişkiye girmeye başladık kız bakireydi. Ilk başlarda her şey gayet güzel gidiyordu sevişip bir posta atıp bırakıyorduk. Benim performansım da kötü deği

Libidosu aşırı yüksek bir kızla beraber olmak kadar kötü bir şey yok. Çoğunuzun hayalidir belki ama çok zor abi. 10 aydır sevgiliyiz kızla, 4. ayda ilişkiye girmeye başladık kız bakireydi. Ilk başlarda her şey gayet güzel gidiyordu sevişip bir posta atıp bırakıyorduk. Benim performansım da kötü değil minimum 15 dakika dayanıyorum. Ama kız gitgide cozutmaya başladı. Önce bir postadan fazlasını istemeye başladı, saatlerce ön sevişmeler, her türlü fantazi, anal her şeyi yapmaya başladık. Ve kız doymuyor abi tatmin olmuyor anasını sikeyim önce yalayarak boşaltıyorum, sonra vajinal giriyorum 2 kez boşaltıyorum, sonra anal girip vajinasını parmaklıyorum yetmiyor. Bir gecede bana 4 posta attırdığı oluyor. Her posta öncekinden daha fazla sürüyor zaten. 2.5 saat aralıksız sikiyorum, ben boşalır boşalmaz saksoya başlıyor dinlenmeme bile fırsat bırakmadan tekrar kaldırıyor ve devam et diyor kız cidden nemfomanyak oldu. Yatağa bağlayıp sikmediğim mi kaldı, götünü tokatlayıp hatta bildiğin belini yumruklayıp mosmor yapmadığım mı kaldı gırtlağını sıkıp ağlatana kadar nefessiz bırakıp sikmediğim mi kaldı ayakta kafasını duvara vurarak sikmediğim mi kaldı her boku yaptık (hepsini kendisi istiyor). Yorgunluktan ölüyorum anasını sikeyim sikim zonkluyor artık ve kızı tatmin edememe düşüncesi çok kötü bir psikolojiye sokuyor adamı. VE BUNLARIN HEPSİNİ EN AZ IKI GÜNDE BİR YAPIYORUZ. Maddi olarak ta çok zora sokuyor. Bir kutu prezervatif olmuş 50 lira kondomsuz girmeye de korkuyorum abi yapamıyorum. Bir gecede 6 kere boşalıyor ve hala libidosu düşmüyor. İlişkiye girerken korkuyorum artık abi bir sorumluluk alıyor gibi hissediyorum. Ben bu kızla ne yapacağım? İşin kötü yanı aşığım da buna. Bunun önünü nasıl alacağım abi ben?
submitted by SametTheChossenOne to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.16 21:37 Sunuyemre günümü gün etmis dısarda her halı yemistim

Günümü gün etmis,dısarda her haltı yemis eve dönmek icin her zaman bindiğim canım otobüsüme binmistim.Benim her zaman oturduğum favori koltuğum vardır.Bilirsiniz otobüsün en arkasında 2li koltuk hemen karşısında yine ikili koltuk onların yanında da karşılıklı bakışan ikili koltuklar vardır.Benim favorim yolun tersine bakan 2li koltuklardan sağdakidir fakat o dolu olduğundan soldakine geçmiştim.Yolun ortalarına kadar gayet güzel bi sekilde gitmistim ki vücuduma bi haller olmaya başladı.Bİ anda gelen tiremeler mi dersin karın sancıları mı dersin bunların yüzünden sikimin kalkması mı dersin her bok gelmisti.En son titremenin ve karın sancılarının da etkisiyle ani fakat sessiz bir salış gerçekleştirdim.1-2 dakika sonra bana gelmeye başladı koku.O sırada sağdaki koltuktaki kızlardan cam tarafında oturan camı açtı.Bi 30 saniye falan oldu ki ayaktaki abi kim saldı amınakoyim cümlesini kurdu.Diğerleri de aynen çok fena koktu falan demeye başladı.Birden ayakta duran ab dedi ki arkadaşlar bugüne kadar bu salan orospu evlatlarına haddini bildirmedik mikrop gibi çoğaldılar artık buna bi dur demeliyiz.(İçimden bidur dedim xdxd)Abi ne demeye getiriyosun dedim o da şimdi salanın kim olduğunu bulup otobüsten atalım bunu da videoya alıp paylaşalım cümle alem ibret alsın dedi.İçime bi ürperti geldi ama kimse benim yaptığımı bilmiyordu yani suçu başkasına atabilirdim.Önce itiraf edilmesi istendi fakat mal mıyım amk?Sonra herkes dedektif ya amın evlatları biraz düşünelim dediler.Sağda 4 kişi solda 2 en arkada 2 kişi ayakta da 2 kişi vardı.Sonra en arkada oturan iki kel abi dedi ki biz değiliz birbirimizin götüne elliyoruz öyle bir şey olsa hissederdir dediler.Saygı duyduk ve onları rahat bıraktık.Sağda oturan camı açan kız hariç diğerleri çantalarından bi şey çıkarıcaklardı.Silah çıkarmasınlar diye ELİNİ ÇANTANDAN ÇEKKKKKK dedik hepbir ağızdan kuvvetli bir sesle.Onlar da easy men demediler türkçe konuştular rapor çıkarıcaklarmış çıkarttılar okuduk.Raporda bu kişinin götündeki osuruk semptomları alınmıştır.Bu kişinin o işi yapması imkansız kılınmıştır.Bune aq dedik.Bi nevi bademcik amelyatı bu da,biz grup olarak böle bi şey yaptırmaya geldik şuan hastaneden dönüyoruz zaten dediler.Heralde otobüste kendini savunmak için böyle aptal bi kağıt basmazlar diye düşündü herkes ve onları da saldık.Toplamda şüpheli olarak 5 kişi kaldık.İlk konuşan ayaktaki ab kızı göstererek sen camı açtın bunun nedeni koku yayılmadan ortamı temizlemekti ama başaramadın değil mi dedi.Kız da ne alakaa ya kokuyu aldım ondan dolayı açtım dedi neden ihbar etmedin ozaman? dedim.Öyle mal mal baktılar.Yani neden birinin saldığını dile getirmedin dedim.O da ben biraz utangacım da uWu o yüzden cok fazla dilimi kıpırdatamıyorum dedi.Gerçekten de hal ve hareketleri bunu gösteriyordu.Öyle ki yanlışlıkla üstüne oturduğu oyuncak arabayı sahibine utangaçlığından geri verememişti.Arabayı kokladık ve onun yapmadığını anladık.Hep birlikte ne olursa olsun birinin saldığını her zaman dile getirmen gerekir.Bunun suçlusu sen değilsin bunun suçlusu osuran ve osuruğu komik bulanlardadır dedik ve we live in a society sloganını fırlattık.Koku biraz yavaşlamıştı ve ayakta duran mavi kazaklı ab camları açalım böylece sorun çözülsün hem kimseyi de yolundan etmemiş oluruz dedi.Tüm camlar açılmaya başladı,koku otobüsü terk ediyordu fakat ben bir kere kaptırmıştım kendimi.Biri o otobüsten atılacaktı.Koku gitmeye başlamıştı ki ben tekrar çaktırmadan bi saldım.(Kel ablar gibi gey değilim çaktırmam xdxd)Lan yeter amınakodumun çocu dedi ayaktaki ab.Ben salmadan önce yanımdaki ab telefona bakarak gülerken bir anda durup bozuk bir surat ifadesi yapmıştı.Bunu herekese söyledim.Adam açıklamaya başladı:komedi programı izliyordum bi yorumlara ineyim ve bir de ne göreyim biri ALLAH'A SÖVMÜŞ ondan dolayı bozuldum.Otobüsteki herkesin ortak zayıflığı sanırım Allah'a sövülmesiydi.Hep birlikte Allah'a söwmein la sloganını attık ve o adamı da eledik.Aslında benim pek umrumda değildi zira burda da herkes Allah peygamber tanımıyor ama bunu orda dile getirseydim başka nedene gerek kalmadan atılırdım otobüsten.(Arabistanda mı yaşıyoruz orospu çocuıkları sosyetede yaşıyoruz.)Yanımdaki ab dedi ki arkadaşlar ben fizikçiyim böyle bir kokuya sahip gaz eğer oturan biri tarafından bırakılsaydı muhtemelen otobüste depremin ta kendisini hissederdik dolayısıyla ayaktakilerden şüphelenmeliyiz.Oha aq ne yetenekliymişim meğer diye düsündüm.Hangi malı attırsam diye düşünmeye başladım.Küfürbaz yobaz herifi attıramazdım tüm otobüsü dövebilirdi amcık cocu.Zaten pek bir kanıt da uyduramadım onun hakkında.Birden aklıma mavi kazaklı abinin otobüse binmeden önce kokoreç yediğini üstüne de kola patlattığını hatırladım.Yalan söylememe bile gerek yoktu.Blue sus diye haykıracaktım ki terbiyeli ve efendi bir cocuk olduğumdan dolayısıyla nazikçe blue sus olabilir dedim.Ne dion diye baktılar.Mavi kazaklı ab otobüse binmeden kokoreç yemişti.Ayrcıa üstüne ayran yerine gazlı içecekler katagorisinde yer alan colayı içimişti.Adamlar gazlı içecek dediyse bi bildikleri vardır yani gaz yapıyordur hem kokoreç de karna büyük etkiler bırakır.Hem bu ab camı açın gider falan demişti otobüsten atılmaktan korktuğu için olabilir bence dedim.Kel ablarda biri aynen biz de gördük yemişti kokoreç.Adam valla ben yapmadım dedi ama sonuç olarak attık adamı.MALLLLLLAR XXXDDDD dedim içimden.İndim ineceğim durakta.İnmeden önce tekrar salıp önceden cebimde kalan bir ishal ilacını yobaz malın cebine koydum görsün herkesin içinde söwmeyi.Herneyse indikten sonra bi keyif gazı saldım.Bu videoyu yayınlayamadık.İki tarafında şikayetleri sonucunda tabii.Kimse uğraşamazdı mahkemeyle falan.Ama videoyu çeken kişiye numaramı vermiştim bana wpden attı.250 şukuya paylasabilirim burda belki.
submitted by Sunuyemre to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.16 21:29 Sunuyemre Otobüste salın beler cok eğlenceli oluo

Günümü gün etmis,dısarda her haltı yemis eve dönmek icin her zaman bindiğim canım otobüsüme binmistim.Benim her zaman oturduğum favori koltuğum vardır.Bilirsiniz otobüsün en arkasında 2li koltuk hemen karşısında yine ikili koltuk onların yanında da karşılıklı bakışan ikili koltuklar vardır.Benim favorim yolun tersine bakan 2li koltuklardan sağdakidir fakat o dolu olduğundan soldakine geçmiştim.Yolun ortalarına kadar gayet güzel bi sekilde gitmistim ki vücuduma bi haller olmaya başladı.Bİ anda gelen tiremeler mi dersin karın sancıları mı dersin bunların yüzünden sikimin kalkması mı dersin her bok gelmisti.En son titremenin ve karın sancılarının da etkisiyle ani fakat sessiz bir salış gerçekleştirdim.1-2 dakika sonra bana gelmeye başladı koku.O sırada sağdaki koltuktaki kızlardan cam tarafında oturan camı açtı.Bi 30 saniye falan oldu ki ayaktaki abi kim saldı amınakoyim cümlesini kurdu.Diğerleri de aynen çok fena koktu falan demeye başladı.Birden ayakta duran ab dedi ki arkadaşlar bugüne kadar bu salan orospu evlatlarına haddini bildirmedik mikrop gibi çoğaldılar artık buna bi dur demeliyiz.(İçimden bidur dedim xdxd)Abi ne demeye getiriyosun dedim o da şimdi salanın kim olduğunu bulup otobüsten atalım bunu da videoya alıp paylaşalım cümle alem ibret alsın dedi.İçime bi ürperti geldi ama kimse benim yaptığımı bilmiyordu yani suçu başkasına atabilirdim.Önce itiraf edilmesi istendi fakat mal mıyım amk?Sonra herkes dedektif ya amın evlatları biraz düşünelim dediler.Sağda 4 kişi solda 2 en arkada 2 kişi ayakta da 2 kişi vardı.Sonra en arkada oturan iki kel abi dedi ki biz değiliz birbirimizin götüne elliyoruz öyle bir şey olsa hissederdir dediler.Saygı duyduk ve onları rahat bıraktık.Sağda oturan camı açan kız hariç diğerleri çantalarından bi şey çıkarıcaklardı.Silah çıkarmasınlar diye ELİNİ ÇANTANDAN ÇEKKKKKK dedik hepbir ağızdan kuvvetli bir sesle.Onlar da easy men demediler türkçe konuştular rapor çıkarıcaklarmış çıkarttılar okuduk.Raporda bu kişinin götündeki osuruk semptomları alınmıştır.Bu kişinin o işi yapması imkansız kılınmıştır.Bune aq dedik.Bi nevi bademcik amelyatı bu da,biz grup olarak böle bi şey yaptırmaya geldik şuan hastaneden dönüyoruz zaten dediler.Heralde otobüste kendini savunmak için böyle aptal bi kağıt basmazlar diye düşündü herkes ve onları da saldık.Toplamda şüpheli olarak 5 kişi kaldık.İlk konuşan ayaktaki ab kızı göstererek sen camı açtın bunun nedeni koku yayılmadan ortamı temizlemekti ama başaramadın değil mi dedi.Kız da ne alakaa ya kokuyu aldım ondan dolayı açtım dedi neden ihbar etmedin ozaman? dedim.Öyle mal mal baktılar.Yani neden birinin saldığını dile getirmedin dedim.O da ben biraz utangacım da uWu o yüzden cok fazla dilimi kıpırdatamıyorum dedi.Gerçekten de hal ve hareketleri bunu gösteriyordu.Öyle ki yanlışlıkla üstüne oturduğu oyuncak arabayı sahibine utangaçlığından geri verememişti.Arabayı kokladık ve onun yapmadığını anladık.Hep birlikte ne olursa olsun birinin saldığını her zaman dile getirmen gerekir.Bunun suçlusu sen değilsin bunun suçlusu osuran ve osuruğu komik bulanlardadır dedik ve we live in a society sloganını fırlattık.Koku biraz yavaşlamıştı ve ayakta duran mavi kazaklı ab camları açalım böylece sorun çözülsün hem kimseyi de yolundan etmemiş oluruz dedi.Tüm camlar açılmaya başladı,koku otobüsü terk ediyordu fakat ben bir kere kaptırmıştım kendimi.Biri o otobüsten atılacaktı.Koku gitmeye başlamıştı ki ben tekrar çaktırmadan bi saldım.(Kel ablar gibi gey değilim çaktırmam xdxd)Lan yeter amınakodumun çocu dedi ayaktaki ab.Ben salmadan önce yanımdaki ab telefona bakarak gülerken bir anda durup bozuk bir surat ifadesi yapmıştı.Bunu herekese söyledim.Adam açıklamaya başladı:komedi programı izliyordum bi yorumlara ineyim ve bir de ne göreyim biri ALLAH'A SÖVMÜŞ ondan dolayı bozuldum.Otobüsteki herkesin ortak zayıflığı sanırım Allah'a sövülmesiydi.Hep birlikte Allah'a söwmein la sloganını attık ve o adamı da eledik.Aslında benim pek umrumda değildi zira burda da herkes Allah peygamber tanımıyor ama bunu orda dile getirseydim başka nedene gerek kalmadan atılırdım otobüsten.(Arabistanda mı yaşıyoruz orospu çocuıkları sosyetede yaşıyoruz.)Yanımdaki ab dedi ki arkadaşlar ben fizikçiyim böyle bir kokuya sahip gaz eğer oturan biri tarafından bırakılsaydı muhtemelen otobüste depremin ta kendisini hissederdik dolayısıyla ayaktakilerden şüphelenmeliyiz.Oha aq ne yetenekliymişim meğer diye düsündüm.Hangi malı attırsam diye düşünmeye başladım.Küfürbaz yobaz herifi attıramazdım tüm otobüsü dövebilirdi amcık cocu.Zaten pek bir kanıt da uyduramadım onun hakkında.Birden aklıma mavi kazaklı abinin otobüse binmeden önce kokoreç yediğini üstüne de kola patlattığını hatırladım.Yalan söylememe bile gerek yoktu.Blue sus diye haykıracaktım ki terbiyeli ve efendi bir cocuk olduğumdan dolayısıyla nazikçe blue sus olabilir dedim.Ne dion diye baktılar.Mavi kazaklı ab otobüse binmeden kokoreç yemişti.Ayrcıa üstüne ayran yerine gazlı içecekler katagorisinde yer alan colayı içimişti.Adamlar gazlı içecek dediyse bi bildikleri vardır yani gaz yapıyordur hem kokoreç de karna büyük etkiler bırakır.Hem bu ab camı açın gider falan demişti otobüsten atılmaktan korktuğu için olabilir bence dedim.Kel ablarda biri aynen biz de gördük yemişti kokoreç.Adam valla ben yapmadım dedi ama sonuç olarak attık adamı.MALLLLLLAR XXXDDDD dedim içimden.İndim ineceğim durakta.İnmeden önce tekrar salıp önceden cebimde kalan bir ishal ilacını yobaz malın cebine koydum görsün herkesin içinde söwmeyi.Herneyse indikten sonra bi keyif gazı saldım.Bu videoyu yayınlayamadık.İki tarafında şikayetleri sonucunda tabii.Kimse uğraşamazdı mahkemeyle falan.Ama videoyu çeken kişiye numaramı vermiştim bana wpden attı.250 şukuya paylasabilirim burda belki.
submitted by Sunuyemre to KGBTR [link] [comments]


2020.10.15 21:39 aydalistkemal Feministler obezliği niye normal buluyor amk

Elinden gelse obez olmak en sağlıklısı diyecekler amk anlamıyorum nerden başladı bu? Özelikler instagram ve twitterda ne zaman yorum görsem kilolu bir kız hakkında şöyle oluyor; +kilo verse çok güzel olucak -kilo vermesine gerek yok zaten çok güzel şu aptal mantığınızdan çıkın kiloyla güzelliğin alakası yok.Bok yok amk herşeyi geçtkm bir kere kilolu olmak senin hormonsal problemlerinin olduğunu gösterir ilerde kronik hasta olma ihtimal yükselir artı olarak kalbin margarine dönüşür.Ek olarak yüzünün orantısı sikip atıyosun bunun dısında yüz yapında bozuluyor fiziğin zaten yarrak gibi nerden çıktı bu aminakoyduğumun iradesizlerinin bilimi kıcına göre uyarlayıp yağ fıçılığını güzel bulması.Bilgisi olan anlatsın amk kafayi yicem
submitted by aydalistkemal to KGBTR [link] [comments]


2020.10.15 19:32 aydalistkemal Kızlara iyi davranmayın

Beyler öncelikle şunları söylemek istiyorum kızlar belli bir yaşa gelene kadar bizim gibi araştırıp cahil kalmak istemeyen erkekleri arkadaş olarak görürler.Fakat siz ne zaman piç olup onları hafif üzebilme potansiyeliğine ulaştığınızda size aşık olurlar sizde iki seni seviyorum diyip bıraktığınızdan sonra tekrar peşinizden koşarlar dün yazdığım yazıyı görenler bilir yaşadım ve deneyimledim.Bir kızı hafif kıskandım gibi yapıp sonrada ümitlemdirdiğimde bir güzel manipüle oldu benim be çoğunluğu böyle ondan dolayı hçbir kıza hakettiğinden fazla değer vermeyip çokta iyi davranmayın.Tabikide hepsi böyle değil illaki azınlık anlayışlı iyi aile kızları vardır ama belli başlı kadın psikolejisi var bazı şeyler değişmez.Bundan dolayı uyanık olun sizin o erkekler buluşmamasını konuşmamasını istediğiniz kız başka bir erkeğin hayatını zindan etmesine razı olur sağlıcakla kalın.Götü yalama olup aşkım bakireyim ben diyen kızlardan uzak durun güzel insan.
submitted by aydalistkemal to KGBTR [link] [comments]


2020.10.12 21:26 givinger112 Bu Hafta Sencer Pusat Kılıç Koleksiyonu Alımında Gürz Hediyeymiş

Bu amına kodumun fukara orpspu çocuğu benim babam. Evde elektrik su yok 6 yaşındaki kardeşimle elimizde bidonlarla camiden su taşıyoruz eve... Sobada yakabilmek için 3 aylık yaz tatilinde ormanda kozalak topluyoruz, zaten büyük abimi bir gün ormandayken ayılar sikmiş ya da sabahları ekmek yapmak için eminönünde güvercinlere atılan buğdayları toplamamak için deli taklidi yapıyor, ayrıca tuvalete sıçtıktan sonra su dökmüyor... bizim okulun kantininden tost yiyebilmek için memur çocuklarının ödevlerini yapmaktan süper zeka oldum, iyi bir üniversite kazandım, babam olacak fukara orospu çocu bana haftalık 5 lira yolluyor, üniversite ve yurt arası bir saat her gün yürüyerek gidiyorum, pabucumun altı babamım anasının amı gibi paramparça. ayakkabı alıcam artık dedim. 3 ay boyunca para biriktirdim. O sıralar da sınıfta kesiştiğim çok güzel bi hatun vardı bigün dayanamadım yanına gittim, sohbet muhabbet vs. numarasını filan verdi ankesörlü telefondan aradığımda şaşırcağını bildiğim için telefonum bozuk dedim o zaman okul çıkışı bir kahve içelim dedi. Tamam demez olaydım keşke babamı sikselerdi de ağzımdan tamam lafı çıkmasaydı, FUKARAYLA KİM SSİKİŞİRKİNE AMMİOĞLU. kızla çıkışta buluştuk sikimsonik bi kafe ismi söyledi bana uyar dedim, bir oralet içeriz 2 haftalığımı bırakırım ayakkabı hayallerimi ertelerim dedim kış da geliyor ya neyse... gittik işte, garsona koçum bize iki oralet, neli olsun canım seninki diyemeden, beyefendi bizde oralet satılmıyor dedi kaçak çay var mı dedim ona da yok dedi o zaman ne satılıyor orospu çocuğu bu nasıl kafe amına koduğum diyemedim kızın yanında, kız bana bi sikomiçon vağt saklı muka dedi, ben de tekrar ettim garson bana "efendim?" dedi, kıza getirdiğinden getirsene kardeş dedim ama acayip kıllandım lavuğa, ulan şimdi bir aylık emeğimiz boşa gidecek derken bi artistlendim amına kpdumun lavuk garsonu parasıyla değil mi fukara amcıkk modundayım. Kızla sohbet muhabbet ettik fransız dadısından filan bahsetti kulaklarımı sikti ama yoksunluktan o sırada pek bi kafa açma olayını hissetmedim, neyse oturduk bi saat, kasaya gittim hesabı ödiycem masa 12 dedim, kasadaki kız 32 dedi bana. Gerizekalı özürlü herhalde dıye düşünerek hayır 12 12 diye bağırdım, kız hayır hesap 32 lira dedi, o bizim masa değil dedim o kadar tutamaz neyse az önceki garson lavuk geldi evet masa 12 filan dedi kızın yanında bir şey de diyemedim 32 liraya benim o kafenin tüm köşelerini sikmem lazımdı. Ben bu kışı da ayakkabısız geçirdim tüm malvarlığımı iki tane ishal boklu içeceğe vermiş oldum. Ben haftalık 5 lirayla amına koduğumun 2020sinde survivor yaşarken, boğaza külotla dalıp balık yakalarken amına koduğumun FUKARA OROSPU ÇOCU BABAM INSTAGRAM SAYFASINDAN TAKSİTLE KILIÇ ALMIŞ
submitted by givinger112 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.11 23:20 Yavhehe1212 31 i çok seviyorum

oyle ki her gün inanilmaz bi heyecanla 31 cekecek kız ariyorum herkese de 31 in ne kadar güzel bir şey olduğunu anlatiyorum bence hayatın anlamı bu baska ne olabilir ki
submitted by Yavhehe1212 to KGBTR [link] [comments]


2020.10.10 18:27 RealSerdar İstanbul Sözleşmesi hakkında bazı sorular ve eleştiriler.

Sloganı güzel: "İstanbul sözleşmesi yaşatır" Kısa, akılda kalıcı, kendine has bi ritmi var. İnsanda paylaşma hissi yaratıyor. Bu tür bir slogana karşı olmak çok zor. Çünkü kim insanların yaşatılmasına karşı gelebilir ki?
 
Sözleşmeye olan eleştirileri izledim. Aklıma yatanları ve yatmadığı halde bende soru işareti uyandıran kısımları şunlar. Sözleşmeyi okudum da. Ama kontrat şeklinde yazıldığı için ve hukuk geçmişim olmadığı için eleştirileri dinlemeyi tercih ettim. Bir kontratta yazan ince husuları o eleştirilerde detaylı dinledim. Eleştiriler ise genelde "şeytan ayrıntıda gizlidir" tarzında.
 
Sözleşme burda: https://im.habertürk.com/ımages/others/2020/02/20/STANBUL_SÖZLEŞMES.pdf
 
Madde 3-c: Toplumsal Cinsiyet:
Sözleşme neden buna bu kadar vurgu yapıyor. Kadınların toplum içindeki görevleri ile kadına şiddet arasında direkt bağlantı mı görüyorlar? Kadınlar ve erkekler yapı olarak birbirilerinde farklılar. Milyonlarca yıllık bir ayrımdan bahsediyoruz. Bu ayrım lafı başka bi sub'da tepki aldı. Kadınlar erkeklere göre daha hassastırlar mesela. Kadınla erkeğin hassaslığı aynı değil. Bunun sebebi binlerce yıllık evrim. Bu yeti onların binlerce yıldır aynı anda birden çocuğa bakmasından gelmiyor mu? Mesela 1000 yıl önce bir kadın 4-5 çocuğa bakarken onların sağlığından, can güvenliğinden sorumluydu. Fare gelip çocuğun elini yiyebilir, akrep sokabilir, çakal gelebilir, çocuk dışardayken bi haydut çocuğu kaçırabilir. Bütün bu sebeplerden dolayı çocuğa bakmakla sorumlu olan kadınların bütün radarlarının gün boyu açık olması onları daha hassas varlıklar haline getirmedi mi? Bu ayrım kadına olan şiddeti azdıran bişey mi? Mesela bir kadın bir bebekle saatlerce oynayıp ilginebilirken, bir erkeğin bunu yapamaması, ama bir kadının da bir erkek gibi fiziki zor işlerin altına girememesi, bunlar toplumsal cinsiyetçilik mi? Yoksa bunlar aslında binlerce yıllık bir toplumsal gelişimin organik sonuçları mı? Eğer erkekler kadınları kendileri ile eşit görmeye başlarlarsa, kadınlara erkeklere davrandıkları gibi davranmaya başlarlarsa bundan zararlı çıkacak olanlar yine kadınlar değil mi? Son 50-60 yıla kadar gelen bu doğal-seleksiyon merkezli toplumsal durumun bugün kadına şiddetin temeline konulması size artniyetli gelmiyor mu? Bana geliyor.
Mesela "toplumsal cinsiyet" derken bu seçilebilen bişey mi? Hani biz doğamız gereği erkek kadın rollerini paylaşmıyoruz da, ailenin ve toplumun zoruyla mı erkek kadın rollerini üstleniyoruz? Mesela aile, toplum, kültür olmasa, erkek-kadın arası bi fark kalmayacak mı? İki cinsiyet arası geçişler normalleşecek mi?
Şunlar toplumsal cinsiyetçilik mi?
  • Erkeğe mavi, kıza pembe giydirmek
  • Erkek çocuğuna erkek ismi, kız çocuğuna kız ismi vermek
  • Erkek çocuğuna aslan yeğenim, kız çocuğuna tatlı kızım demek
  • Erkek çocuğuna top, silah, kepçe, kız çocuğuna bebek hediye etmek.
Bu saydıklarımı cinsiyetçi değerlendirmek kültürü, geleneği, göreneği yok saymak, değersiz saymak değil mi?
Bütün bu saydıklarımla kadına şiddet arasında ne bağlantı var?
 
Madde 3-a: Ekonomik Şiddet diyor.
Ekonomik şiddet nedir? Erkek emlakçı karısına "şu müşterin beni rahatsız etti, onunla bi daha iş yapma" derse bu ekonomik şiddet mi? Şiddet ise, devlet bunun üstüne, erkek sanki karısını dövmüş gibi, kararlılıkla mı yürümeli? Madde 4-1 diyor ki "Taraflar herkesin, özellikle de kadınların, gerek kamu gerekse özel alanda şiddete maruz kalmaksızın yaşama hakkını yaygınlaştırmak ve korumak için gerekli olan yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.". Sanki bu durumda devlet, yargı sistemi gemi azıya almalı gibi bi sonuç çıkmıyor mu? Bana kadın-erkek arası organik ilişkinin yerini suni, yapay bir ilişki çeşidi alacak gibi geliyor.
Psikolojik şiddet: Bir erkek karısına elinde olmadan bağırırsa, ve kadın erkeği şikayet ederse, o erkeğin uzaklaştırma kararıyla cezalandırılması sizce doğru mu? Normalde karı-koca ilişkilerinde edilen kavgalar, tartışmalar gönül almalarla bitmeli iken, devletin bekçi başı gibi aile kurumunun üstünde bir tarafın şikayetini beklemesi topluma ne kadar faydalı.
Sizce bu tür bir psikolojik şiddet ile cinsi/fiziki şiddet aynı şeyler mi?
Mesela bir kadın iş eğitimi için eşinden arabasını istese, iş eğitimine işyerinde çalışan başka bir erkekle gidecek olsa, ve kadının eşi ister kıskançlık, ister başka bi sebeple arabayı vermezse, bu erkeğin karısının ekonomik açıdan güçlenmesine engel teşkil ettiğinden dolayı ekonomik şiddet olarak görülebilir mi? Burda kadın erkek ilişkini robotlaştıran bir amaç yok mu?
Bu kadın kocasından bu iş eğitimi için ekstra para isterse ve koca vermezse, bu da ekonomik şiddet kavramına girmiyor mu? Madde 3-a diyor ki "Kadına karşı şiddetten, kadınlara karşı bir insan hakları ihlali ve ayrımcılık anlaşılacak ve bu terim, ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahil olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucunu doğuracak toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır;". Adam para vermezse ekonomik zarar ve acı verdiği için sanki kadını dövmüş gibi değerlendirebilir mi? Eğer yok o kadar diyorsanız, istanbul sözleşmesi bu 4 çeşit şiddetin (ekonomik, cinsel, psikolojik, fiziksel) hepsini aynı tutuyor.
Bana kadınla erkek arasındaki gönül ilişkisini robotlaştıran bir amaç var sanki. Ama destekleyenler "ekonomik şiddete karşıyım" diyip destekliyor heralde?
 
Madde 4-3: Cinsel yönelim:
Mağdurların hakları cinsel yönelim konusunda ayrımcılık olmadan korunmalı diyor. Sizce, örneğin 13 yasındaki bir erkek çocuk "ben kadın olacağım" derse, aile buna karşı çıkarsa bu çocuğa karşı psikolojik şiddet midir? Bu kanuna göre aile içi şiddetin engellenmesi gereğince devlet çocuğu aileden alabilir mi? Madde 45 tedbir açısından çocuğun velayetinin aileden geri alınmasının yolunu açıyor. Avrupada olduğu gibi, aileyle çocuk arasında cinsel yönelimden dolayı bir gerilim olduğunda bunu aile içi şiddet sayıp çocuğu aileden alma yetkisine sahip bi devlet gücü var. Ben bunun Türk kültürüne ait olmayan bir şey olduğunu düşünüyorum.
 
Madde 45- yaptırımlar Taraflar Bu Sözleşme uyarınca belirlenen suçların, ciddiyetleri dikkate alınarak, etkili, orantılı ve caydırıcı cezalarla cezalandırılması için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır. Taraflar faillerle ilgili olarak aşağıda belirtilen diğer tedbirler de alabilirler: 1) hüküm giyen şahısların izlenmesi veya bu şahısların kontrol altında tutulması; 2) Çocuğun menfaatleri, ki buna çocuğun güvenliği de dahildir, başka bir şekilde teminat altına alınamıyorsa velayet haklarının geri alınması.
 
Madde 12-1:
Örneğin çocuğa bakmak annenin görevi tarzı bir töre, gelenek var. Bunun kökünün kazınmasının yolu açılıyor. Kadınlar binlerce yıldır çocuk doğurup bakmış. Bir çocuğun uzun süreli ilgi açlığını bir erkek bir kadın gibi gideremez. Anne çocuğunun ağlamasını, isteklerini saatlerce çekebilir ama binlerce yıldır görevi eve aş getirmek olan bir erkek bu görevi yerine tam getiremez. Şimdi devletten bu konuda beklenen ne? Okullarda çocukluktan itibaren çocuklara "annenin çocuğa olan görevleri ile babanın görevleri birebir aynıdır" falan mı dicez? Ayrıca annenin çocuğa bakma görevinin kadına şiddetle ne alakası var?
 
Madde 12-5 ve 42: Sözde namus kavramından bahsediyor. Örneğin ben pavyonda çalışmak istiyorum diyen bir kadın kocası bağırır ve hayır derse, bu hem aile içi şiddet hem de ekonomik şiddet mi sayılacak? Eğer bu da bi çeşit şiddetse, devletin erkeğe bu konuda yaptırımı ne olacak? Bir sonraki aşama ne? Vatan namustur kavramı da "sözde namus" mu olacak?
Genele vurursak. Mehmet Akif "İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyeek" derken sözde namustan mı bahsediyordu?
Namus cinayetleri oluyor diye namus kavramını boş göstermek, hedef göstermek değil mi bu?
 
Madde 36-3: Birlikte yaşayan eşler diyerek batıdaki "common-law partnership" kavramını Türk sosyal yapısına evlilikle aynı seviyede getiriyor. Bu toplumun değiştirilmesi değil mi? Kadına şiddetle alakalı bi dokümanda bunun ne işi var?
 
Madde 48 - Aile büyüklerin elinin kolunun bağlanması
Her türlü şiddette (ekonomik, psikolojik, fiziksel), her türlü uzlaştırma ve arabuluculuk yasak.. Türk kültüründe bir çiftin arası bozulduğu zaman aile büyüklerinin araya girmesi var. Bu sözleşme bu ailesel müdaheleyi isteğe bağlı suç haline getirebiliyor. Neden? Türk aileleri çocuklarının (kız ya da erkek) ailevi problemlerine müdahale ettiklerinde bunun kendilerini adalet sistemi ile yüzyüze getirebilecek bişey olduğunu öğrendiklerinde hala istanbul sözleşmesine destek verirler mi?
Bu olayın dini bi tarafı da var. Ülkenin çoğunluğu Müslüman. Nisa/35'te karı koca arası problemlerde erkeğin ve kadının ailesinden birer hakem gönderin diyor. İstanbul sözlemesi bunu men edebiliyor.
 
Kadın kavramının 18 yaş altını da kapsaması: Buna göre 18 yasının altında seks yapan çocukların ebevenynleri tarafından disipline edilmesi, tepki gösterilmesi, cezalandırılması cinsel/psikolojik şiddet tanımına giriyor mu? Örneğin çocuk 16 yasında hamile kaldı. Aile "çocuğun babasıyla evleneceksin" derse bu zorla evlilik kavramına giriyor mu? Giriyor ise istanbul sözlemesi zorla evlilikleri yasaklıyor ve mağduru koruma altına alıypr. Bu durumda 15-16 yasındaki hamile kız çocuğunu psikolojik şiddet gerekçesi ile ailesinde koparabilir mi? Bu sözleşmeyi destekleyenler etrafta evlilik dışı hamile kalmış 15-16 yasında kızlar gördükleri zaman bunun toplumsal açıdan yıkıcı olduğu konusunda hemfikirler mi?
 
Benim çözüm önerim - Madde 16 Erkek kadın ilişki bozulmalarında (boşanmalarda, ya da ayrılık sonrası şiddetli diyaloglarda) hem erkeğe hem kadına zorunlu terapi şart olmalı. Kadın "benim beraber olduğum X kişisinin yardıma ihtiyacı var" dedi mi devlet o kişiye zorunlu zihinsel yardım sunmalı. Olmalı ki keskin sirkenin küpüne nasıl zarar verebileceğini anlasınlar. Anger management kursları da olur. Bu sayede cinnet geçirebilecek pek çok insan bir hata yapmadan doğru yolu bulabilir. Bence cinnet geçiren bi adamı hiç bir kanun durduramaz. Madde 16 o yönden güzel. Neden hem kadına hem erkeğe terapi diyebilirsiniz. Çünkü fiziki güç olarak üstünlük erkekte ama psikolojik güç kadında. Kadınlar da konuşarak erkekleri raylarından çıkarabiliyorlar. İki taraf ta terapi almalı.
Bence evet bi erkeğin kadına el kaldırması şiddet: Fiziki şiddet. Bir kadının laflarıyla erkeği zıvanadan çıkarması da şiddet: Psikolojik şiddet.  
Sözleşmenin taraflara yardım konusunda güzel maddeleri var. Barınak olsun, psikolojik yardım olsun.. Ya da şiddet gören kadının anında iletişim kurabileceği yardım masaları olsun. Bunlar güzel şeyler. Ama sözleşme içindeki kimi maddeler ve isteklerin toplumun dengesini bozmaya çanak tuttuğu hissini yaratıyor bende.
Bu sözleşmenin yazarı Feride Acar. Buraya göre http://www.kimkimdir.net.tkişileferide-acar . Bir oğlu var, adı da Aybar Can Acar. Aybar adı türk Sosyalisti "Mehmet Ali Aybar"dan mı geliyor? Şahıs akademisyen olduğu halde çocuğuna idol olarak gördüğü birinin adını mı verdi acaba? Ebeveynlerin hayat görüşünü yansıttığı için çocuklarını isimlerdimelerine aşinayım. Deniz, Mahir, Ulaş, Mehmet Akif, Yunus Emre, Sümeyye, Talha falan.. Ama Aybar ismini ilk defa duydum desem yanlış olmaz. Tabii başka bir Aybar da olabilir. Spekülasyon yapıyorum. Kendisi de sosyalist mi? Marksist mi? Marksizmin sistemi alt-üst etmek için sistemi ayakta tutan her kuruma saldırıp devrimi gerçek kılmaya çalıştığı bilinen bir olay. Bu kadının toplumu gelenekse olarak ayakta tutan tarih, aile, gelenek, görenek, ortak bi geçmiş ve gelecek, ortak tarihi kahramanlar gibi kavramlara bakışını merak ediyorum. Acaba dünyanın nüfusunun 2 milyardan az olması gerektiğini savunan anti-insan temelli bir bakış açısına mı sahip? Merak içindeyim
submitted by RealSerdar to Turkey [link] [comments]


2020.10.10 08:00 RealSerdar İstanbul Sözleşmesi hakkında bazı sorular ve eleştiriler

Antlaşmanın ismi güzel:"İstanbul Sözleşmesi":
Akılda kalıcı. Sempatik. Umut uyandırıcı. Adı Siirt sözleşmesi değil. Nevşehir sözleşmesi değil. Adı özellikle güzel seçilmiş gibi. Bunu Amerikalı'ların büyük kanunlara isim seçmesine benzetiyorum. Patriot Act, Net Neutrality, Dreamer Act, Obamacare tarzı.
 
Sloganı da güzel: "İstanbul sözleşmesi yaşatır" Kısa, akılda kalıcı, kendine has bi ritmi var. İnsanda paylaşma hissi yaratıyor. Bu tür bir slogana karşı olmak çok zor. Çünkü kim insanların yaşatılmasına karşı gelebilir ki?
 
Sözleşmeye olan eleştirileri izledim. Aklıma yatanları ve yatmadığı halde bende soru işareti uyandıran kısımları şunlar.
Sözleşmeyi de okudum ama kontrat şeklinde yazıldığı için ve hukuk geçmişim olmadığı için eleştirileri dinlemeyi tercih ettim. Bir kontratta yazan ince husuları o eleştirilerde detaylı dinledim. Eleştiriler ise genelde "şeytan ayrıntıda gizlidir" tarzında.
 
Sözleşme burda: https://im.habertürk.com/ımages/others/2020/02/20/STANBUL_SÖZLEŞMES.pdf
 
Madde 3-c: Toplumsal Cinsiyet:
Sözleşme neden buna bu kadar vurgu yapıyor. Kadınların toplum içindeki görevleri ile kadına şiddet arasında direkt bağlantı mı görüyorlar? Kadınlar ve erkekler yapı olarak birbirilerinde farklılar. Milyonlarca yıllık bir ayrımdan bahsediyoruz. Bu ayrım kadına olan şiddeti azdıran bişey mi? Mesela bir kadın bir bebekle saatlerce oynayıp ilginebilirken, bir erkeğin bunu yapamaması, ama bir kadının da bir erkek gibi fiziki zor işlerin altına girememesi, bunlar toplumsal cinsiyetçilik mi? Yoksa bunlar aslında binlerce yıllık bir toplumsal gelişimin organik sonuçları mı? Eğer erkekler kadınları kendileri ile eşit görmeye başlarlarsa, kadınlara erkeklere davrandıkları gibi davranmaya başlarlarsa bundan zararlı çıkacak olanlar yine kadınlar değil mi?
Mesela "toplumsal cinsiyet" derken bu seçilebilen bişey mi? Hani mesela biz doğamız gereği erkek kadın rollerini paylaşmıyoruz da, ailenin ve toplumun zoruyla mı erkek kadın rollerini üstleniyoruz? Mesela aile, toplum, kültür olmasa, erkek-kadın arası bi fark kalmayacak mı? İki cinsiyet arası geçişler normalleşecek mi?
Şunlar toplumsal cinsiyetçilik mi?
  • Erkeğe mavi, kıza pembe giydirmek
  • Erkek çocuğuna erkek ismi, kız çocuğuna kız ismi vermek
  • Erkek çocuğuna aslan yeğenim, kız çocuğuna tatlı kızım demek
  • Erkek çocuğuna top, silah, kepçe, kız çocuğuna bebek hediye etmek.
Bu saydıklarımı cinsiyetçi değerlendirmek kültürü, geleneği, göreneği yok saymak, değersiz saymak değil mi?
Bütün bu saydıklarımla kadına şiddet arasında ne bağlantı var?
 
Madde 3-a: Ekonomik Şiddet diyor.
Ekonomik şiddet nedir? Erkek çalışan karısına "şu müşterin beni rahatsız etti, onunla bi daha iş yapma" derse bu ekonomik şiddet mi? Şiddet ise, devlet bunun üstüne, erkek sanki karısını dövmüş gibi, kararlılıkla mı yürümeli? Madde 4-1 diyor ki "Taraflar herkesin, özellikle de kadınların, gerek kamu gerekse özel alanda şiddete maruz kalmaksızın yaşama hakkını yaygınlaştırmak ve korumak için gerekli olan yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.". Sanki bu durumda devlet, yargı sistemi gemi azıya almalı gibi bi sonuç çıkmıyor mu? Bana kadın-erkek arası organik ilişkinin yerini suni, yapay bir ilişki çeşidi alacak gibi geliyor.
ya da psikolojik şiddet: Bir erkek karısına elinde olmadan bağırırsa, ve kadın erkeği şikayet ederse, o erkeğin uzaklaştırma kararıyla cezalandırılması sizce doğru mu? Normalde karı-koca ilişkilerinde edilen kavgalar, tartışmalar gönül almalarla bitmeli iken, devletin bekçi başı gibi aile kurumunun üstünde bir tarafın şikayetini beklemesi topluma ne kadar faydalı.
Sizce bu tür bir psikolojik şiddet ile cinsi/fiziki şiddet aynı şeyler mi? "Violance is violance" mi diyorsunuz?
Mesela bir kadın iş eğitimi için eşinden arabasını istese, iş eğitimine işyerinde çalışan başka bir erkekle gidecek olsa, ve kadının eşi ister kıskançlık, ister başka bi sebeple arabayı vermezse, bu erkeğin karısının ekonomik açıdan güçlenmesine engel teşkil ettiğinden dolayı ekonomik şiddet olarak görülebilir mi? Burda kadın erkek ilişkini robotlaştıran bir amaç yok mu?
Mesela kadın kocasından bu iş eğitimi için ekstra para isterse ve koca vermezse, bu da ekonomik şiddet kavramına girmiyor mu? Madde 3-a diyor ki "Kadına karşı şiddetten, kadınlara karşı bir insan hakları ihlali ve ayrımcılık anlaşılacak ve bu terim, ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahil olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucunu doğuracak toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır;". Adam para vermezse ekonomik zarar ve acı verdiği için sanki kadını dövmüş gibi değerlendirebilir mi? Eğer yok o kadar diyorsanız, istanbul sözleşmesi bu 4 çeşit şiddetin (ekonomik, cinsel, psikolojik, fiziksel) hepsini aynı tutuyor.
bana kadınla erkek arasındaki gönül ilişkisini robotlaştıran bir amaç var sanki. Ama destekleyenler "ekonomik şiddete karşıyım" diyip destekliyor heralde?
 
Madde 4-3: Cinsel yönelim:
Mağdurların hakları cinsel yönelim konusunda ayrımcılık olmadan korunmalı diyor. Sizce, örneğin 13 yasındaki bir erkek çocuk "ben kadın olacağım" derse, aile buna karşı çıkarsa bu çocuğa karşı bi şiddet midir? Bu kanuna göre aile içi şiddetin engellenmesi gereğince devlet çocuğu aileden alabilir mi? Devlet çocuğa bu cinsiyet ataması ameliyatı yapmaya mecbur mu? Madde 45 tedbir açısından çocuğun velayetinin aileden geri alınmasının yolunu açıyor. Avrupada olduğu gibi, aileyle çocuk arasında cinsel yönelimden dolayı bir gerilim olduğunda bunu aile içi şiddet sayıp çocuğu aileden alma yetkisine sahip bi devlet gücü var. Ben bunun Türk kültürüne ait olmayan bir şey olduğunu düşünüyorum.
 
Madde 45- yaptırımlar Taraflar Bu Sözleşme uyarınca belirlenen suçların, ciddiyetleri dikkate alınarak, etkili, orantılı ve caydırıcı cezalarla cezalandırılması için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır. Taraflar faillerle ilgili olarak aşağıda belirtilen diğer tedbirler de alabilirler: 1) hüküm giyen şahısların izlenmesi veya bu şahısların kontrol altında tutulması; 2) Çocuğun menfaatleri, ki buna çocuğun güvenliği de dahildir, başka bir şekilde teminat altına alınamıyorsa velayet haklarının geri alınması.
 
Madde 12-1:
Örneğin çocuğa bakmak annenin görevi tarzı bir töre, gelenek var. Bunun kökünün kazınmasının yolu açılıyor. Kadınlar binlerce yıldır çocuk doğurup bakmış. Bir çocuğun uzun süreli ilgi açlığını bir erkek bir kadın gibi gideremez. Anne çocuğunun ağlamasını, isteklerini saatlerce çekebilir ama binlerce yıldır görevi eve aş getirmek olan bir erkek bu görevi yerine tam getiremez. Şimdi devletten bu konuda beklenen ne? Okullarda çocukluktan itibaren çocuklara "annenin çocuğa olan görevleri ile babanın görevleri birebir aynıdır" falan mı dicez? Ayrıca annenin çocuğa bakma görevinin kadına şiddetle ne alakası var?
 
Madde 12-5 ve 42: Sözde namus kavramından bahsediyor. Örneğin ben pavyonda çalışmak istiyorum diyen bir kadın kocası bağırır ve hayır derse, bu hem aile içi şiddet hem de ekonomik şiddet mi sayılacak? Eğer bu da bi çeşit şiddetse, devletin erkeğe bu konuda yaptırımı ne olacak? Bir sonraki aşama ne? Vatan namustur kavramı da "sözde namus" mu olacak?
Genele vurursak. Mehmet Akif "İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyeek" derken sözde namustan mı bahsediyordu?
Namus cinayetleri oluyor diye namus kavramını boş göstermek, hedef göstermek değil mi bu?
 
Madde 36-3: Birlikte yaşayan eşler diyerek batıdaki "common-law partnership" kavramını Türk sosyal yapısına evlilikle aynı seviyede getiriyor. Bu toplumun değiştirilmesi değil mi? Kadına şiddetle alakalı bi dokümanda bunun ne işi var?
 
Madde 38: Türkiye'de kadın sünneti problemi yok. Hiç duymadım böyle bişey. Afrika ülkelerinde hala devam eden bi gelenek diye biliyorum.
 
Madde 48 - Aile büyüklerin elinin kolunun bağlanması
Her türlü şiddette (ekonomik, psikolojik, fiziksel), her türlü uzlaştırma ve arabuluculuk yasak.. Türk kültüründe bir çiftin arası bozulduğu zaman aile büyüklerinin araya girmesi var. Bu sözleşme bu ailesel müdaheleyi isteğe bağlı suç haline getirebiliyor. Neden? Türk aileleri çocuklarının (kız ya da erkek) ailevi problemlerine müdahale ettiklerinde bunun kendilerini adalet sistemi ile yüzyüze getirebilecek bişey olduğunu öğrendiklerinde hala istanbul sözleşmesine destek verirler mi?
Bu olayın dini bi tarafı da var. Ülkenin çoğunluğu Müslüman. Nisa/35'te karı koca arası problemlerde erkeğin ve kadının ailesinden birer hakem gönderin diyor. İstanbul sözlemesi bunu men edebiliyor.
 
Kadın kavramının 18 yaş altını kapsaması: Buna göre 18 yasının altında seks yapan çocukların ebevenynleri tarafından disipline edilmesi, tepki gösterilmesi, cezalandırılması cinsel/psikolojik şiddet tanımına giriyor mu? Örneğin çocuk 16 yasında hamile kaldı. Aile "çocuğun babasıyla evleneceksin" derse bu zorla evlilik kavramına giriyor mu? Giriyor ise istanbul sözlemesi zorla evlilikleri yasaklıyor ve mağduru koruma altına alıypr. Bu durumda 15-16 yasındaki bir kız çocuğunu psikolojik şiddet gerekçesi ile ailesinde koparabilir mi?
 
Benim çözüm önerim - Madde 16 Erkek kadın ilişki bozulmalarında (boşanmalarda, ya da ayrılık sonrası şiddetli diyaloglarda) hem erkeğe hem kadına zorunlu terapi şart olmalı. Kadın "benim beraber olduğum X kişisinin yardıma ihtiyacı var" dedi mi devlet o kişiye zorunlu zihinsel yardım sunmalı. Olmalı ki keskin sirkenin küpüne nasıl zarar verebileceğini anlasınlar. Anger management kursları da olur. Bu sayede cinnet geçirebilecek pek çok insan bir hata yapmadan doğru yolu bulabilir. Bence cinnet geçiren bi adamı hiç bir kanun durduramaz. Madde 16 o yönden güzel. Neden hem kadına hem erkeğe terapi diyebilirsiniz. Çünkü fiziki güç olarak üstünlük erkekte ama psikolojik güç kadında. Kadınlar da konuşarak erkekleri raylarından çıkarabiliyorlar. İki taraf ta terapi almalı.
 
Bu sözleşmenin yazarı Feride Acar. Buraya göre http://www.kimkimdir.net.tkişileferide-acar . Bir oğlu var, adı da Aybar Can Acar. Aybar adı türk Sosyalisti "Mehmet Ali Aybar"dan mı geliyor? Şahıs akademisyen olduğu halde çocuğuna idol olarak gördüğü birinin adını mı verdi acaba? Tabii başka bir Aybar da olabilir. Spekülasyon yapıyorum. Kendisi de sosyalist mi? Marksist mi? Marksizmin sistemi alt-üst etmek için sistemi ayakta tutan her kuruma saldırıp devrimi gerçek kılmaya çalıştığı bilinen bir olay. Bu kadının toplumu gelenekse olarak ayakta tutan tarih, aile, gelenek, görenek, ortak bi geçmiş ve gelecek, ortak tarihi kahramanlar gibi kavramlara bakışını merak ediyorum. Acaba dünyanın nüfusunun 2 milyardan az olması gerektiğini savunan anti-insan temelli bir bakış açısına mı sahip? Merak içindeyim
submitted by RealSerdar to ToplumsalTartishma [link] [comments]


2020.10.08 23:17 MertGunhan GÜNHAN 2350: BİR UZAY MACERASI

Adıyaman kolonisinde normal bir gün. Etraf sessiz, herkes işini yapıyor. Koloninin en gençlerinden birisi olduğum için daha mesleğime yerleştirilmemişim bu sebeple benim yaşımda birisinin yaptığı bütün işleri yapıyorum. Yeni gelenlere oryantasyon programı vermek, Hidrofonik kapasitörleri temizlemek, koloni müdürüne çay demlemek ve arada ufak koloni lazeri ile yaptığım atış talimleri arasında geçen bir hayat bu yaşadığım.
Adıyaman kolonisi Jupitris sektörünün uzaklarında olduğu için pek fazla hareket yok. Buraya ne asker gelir ne jandarma bakar. Kendi yağında kavrulur.
Ya da biz öyle sanıyorduk.
Her şey Suriye kolonisinden gelen mülteciler ile başladı. 500 Kadar mülteci geleceğini önceden duymuştuk. Daha önce koloniye bu kadar fazla mülteci gelmemişti bu sebeple 500 adet Suriyeli ile ne yaparız bilemiyorduk. Yine de bunu sorun etmedik, sonuçta her sorunu kendi içimizde çözmeye alışmıştık. Mülteciler büyük koloni transport gemisi "Emine Erdoğan" ile geldiğinde de şaşırmadık. Bu tarz gemiler çok uzun süreli yolculuk edebildiklerinden hükümetin emirleri gereğince içinde mescid, cami ve 30 kişilik bir diyanet ekibi taşırdı ve Suriyelileri bu gemide getirmeleri gayet normaldi.
İnen Suriyelilerin lideri ve bizim liderimiz Watson Jackson arasında bir görüşme yaşandı önce. Jackson iyi bir adamdı fakat Suriyelilerin lideri Durka İsmail'de yaman birisine benziyordu doğrusu.
Görüşme bittikten sonra her 5 Suriyeliyi bir koloniste atadılar. Bunlar bizim oryantasyon sürecinde bakacağımız kardeş Suriyeli ailelerdi. Yalnız bana kardeş Suriyeli aile yerine Diego Jose Fernandoz Mujer Esclava Papilla isimli Meksikalı bir aile düşmüştü.
Watson Jackson bu karışıklık ile ilgili bir bilgisi olmadığını, Meksikalı ailenin de geri kalan mültecilerle birlikte gemiden indiğini belirtti. Bende sesimi çıkartmadım. Bu ailenin üç tane çocuğu vardı, bunlardan en küçükleri Hermanos adında bir çocuk, ortancaları Papagiri isimli bir zenci, en büyükleri ise Jimenez Hera isimli bir kızdı. Jimenez fena bir kız değildi fakat 22 yaşında kendisinden beklenmedik bir ergenlik gösteriyordu.
Üç kardeş ile ilk tanıştığımda bu koloni gemisine pek uyum gösteremeyeceklerini anlamıştım. Hermanos içine kapanık, sosyal sıkıntıları olan bir veletti. Papagiri ise (zenci olduğu için gayrimeşru bir çocuk olmalı diye düşündüm) Harlem kolonisi geçmişi olduğundan sürekli olarak anlaşmazlık yaşandığında “Senin beyaz kıçını tekmelerim kraker” gibi kelimeler kullanmaktaydı. Yine de hiçbiri Jimenez kadar aykırı değildi.
İlk bir hafta içinde Jimenez, Papagiri ve Hermanos’tan oluşan üçlü beni hayatımdan bezdirmeyi başarmıştı. Hermanos sürekli olarak ağlıyor, bağırıyor, bu kolonide yaşayamayacağından dem vuruyordu. Papagiri ise yanında getirdiği titreşimli boncuk tabanca ile sinirlendiğinde baldırlarıma ve kaba etlerime ateş ediyordu. Jimenez aralarında en kötüsüydü çünkü Jimenez’in işkence tarzı psikolojikti.
Bana sürekli olarak ne kadar yetersiz olduğum ile ilgili laf sokuyor, kolonideki en işe yaramaz çocuk olduğumu söylüyordu.
Bütün bu durum, 3 ay kadar devam etti. Her seferinde tölere etmeye çalıştım fakat artık sınırlarıma dayanıyordum. Jimenez’in odama girip yatağımı ateşe vermesi ve gofretlerimin içine iğne ile asit enjekte etmesi bardağı taşıran son damlaydı. Önce konuyu Watson Jackson, sonra ise Durka İsmail ile konuştum. Watson mültecilere iyi davranmak ve koloni medeniyet puanımızı yükseltmek için bazı şeylere göz yummamız gerektiğini söyledi. Sanırım bunun kolonide gün geçtikçe artan taciz oranları ve yeni yapılan camilerle bir alakası vardı. Watson İsveç modelini benimsediklerini söyledi. Yani ne kadar taciz artarsa artsın, ne kadar cami yapılırsa yapılsın, koloni insanlarının sesinin çıkmaması gerektiğini savunuyordu.
Durka İsmail ise kendisiyle görüşmeye gittiğimde tam olarak anlayamadığım kendi dilinde bir şeyler söylemişti;
“İsmail cihad, durka durka, muhammed cihad, allahallah, bismilfelahifillah, cihad’ül rahvan, durka, durka durka durka, molotof cihad, 9/11, burka burka, durka şörpa”
Durka İsmail’in bu dediklerinden konu ile ilgilenmeyeceğini çıkarttığımdan, çözümü kendi kendime bulmam gerektiğini düşünmeye başlamıştım.
Bunun için çok mantıklı bir plan yapmam gerekiyordu. Bu plana önce en zayıf halka Hermanos ile başlamam gerektiğinde karar kıldım.
Hermanos içine kapanık bir çocuktu. Koloni doktoruna gidip hastalığı ile ilgili ilaç aldığını biliyordum. Hermanos’un şiddetli krizlerini durduran tek şey aldığı ilaçlardı.
Odasından ilaç kutusunu çalmak kolaydı. Küçük hapların her birinin içine şırınga ile yüksek miktarlarda asit koymak ise çocuk oyuncağı. Hermanos bu akşam ilaçlarını aldığında yarım saat sonra yüksek miktarda asit aldığından korkunç bir psikoza girecekti. Fakat bu yeterli değildi. Hermanos odasını Jimenez ve Papagiri ile paylaşıyordu. Bu sebeple planımın tam anlamıyla işlemesi için öncelikle hepsinin gece vakti baygın olması gerekiyordu.
Odalarının yedek oksijen deposunu karbondioksit ile değiştirdiğimde oksijen yetersizliğinden uykularında bayılmaları işte oldukça kolay oldu. Bu yedek oksijen deposu ancak oda modülü ana havalandırmadan ayrıldığında devreye giriyordu. Her modül koloniye bir şey olduğunda koloniden ayrılabiliyordu, bu süreçte de 6 saatlik haznesi olan yedek oksijen deposu devreye giriyordu.
Önce Papagiri gözlerini açtı. “Hangi beyaz kraker beni uyandırdı” diye bağırdı fakat daha sonra sesin odalarındaki masanın üzerindeki ufak bir holo-teyp’ten geldiğini gördü. Holo-teyp, tabii ki benim onlara gönderdiğim özel mesajı içeriyordu.
“Selam, Jimenez, Papagiri ve Hermanos. Hesaplarıma göre şimdiye kadar yedek oksijen deposu çalışmaya başlamış olmalı. Son üç saattir oksijen azlığından dolayı baygındınız. Şimdi ciğerlerinize yeni oksijen girdiğinden başınız dönüyor olmalı. Ama sen değil Hermanos. Hermanos büyük ihtimalle yatmadan önce ilaçlarını aldın. Fakat bilmediğin şey o ilaçların içinde ciddi anlamda asit olduğuydu. Mideden aldığın için büyük ihtimalle uykunda asit etkisini gösterdi ve şu anda korkunç bir tribin içindesin…”
Holoteyp haklıydı, Hermanos’un gözleri çılgınca duvara bakmaktaydı, çevresinden tamamen kopmuştu. Zavallı piçin algıları bitmişti.
“Evet Hermanos, bu trip büyük ihtimalle senin için korkunç olacak. Jimenez ve Papagiri’yi öldürmen işten bile değil, tabii onları senin öldürmene gerek yok, onlar için de başka sürprizler hazırladım. Papagiri, sen uyurken kıçına kocaman bir fitil soktum. Bu fitilin içinde koloni biyoloğundan aldığım çok ciddi xeno-virüsler var. Bu xeno-virüslerin hepsini bir arada alırsan vücuduna ilerleyen saatlerde ne olabilir bilemiyorum fakat kurtulmak istiyorsan çözümün Jimenez’e yutturduğum ve plastik haznenin içinde olan anti-virüs hapında. Fakat her geçen saat Jimenez’in midesinde plastiğin eriyip hapın yok olması demek, bu sebeple bir an önce getto cerrahi yeteneklerini konuştursan iyi olacak.
Ve Jimenez…Papagiri’nin işini kolaylaştırmak gibi olmasın ama sen uyurken el ve ayak bileklerine anestetik sprey sıkıp seni nano çivilerle yatağa sabitledim. Böylece ameliyat gerçekleşirken hareket edip Papagiri’nin getto cerrahisini daha zor hale getirmezsin. Ha bu arada, odanızda hiç bir cerrahi malzeme yok, onları kabininizi koloniden ayırmadan önce koymayı unuttum. Şu anda büyük ihtimalle itici gücünüz bitmiştir ve derin uzaya doğru yola çıkmışsınızdır. Yedek oksijeniniz önümüzdeki 4-5 saat sizi idare eder. Tabii ne kadar az kişiyseniz, o kadar az oksijen harcarsınız. Ayrıca, tüm iletişim modüllerinizi kestim, yani sinyal vermek için uğraşmayın. Bu güzel yolculuğun tadını çıkarmanız dileği ile, hoşçakalın.”
Adıyaman kolonisinde normal bir gün. Etraf sessiz, herkes işini yapıyor. Koloninin en gençlerinden birisi olduğum için daha mesleğime yerleştirilmemişim bu sebeple benim yaşımda birisinin yaptığı bütün işleri yapıyorum. Yeni gelenlere oryantasyon programı vermek, Hidrofonik kapasitörleri temizlemek, koloni müdürüne çay demlemek ve arada ufak koloni lazeri ile yaptığım atış talimleri arasında geçen bir hayat bu yaşadığım.
Yani oldukça sessiz, normal ve standart.
submitted by MertGunhan to wiredpeople [link] [comments]


2020.10.06 21:43 HornyRamazanPidesi Beyler geçen gün

Geçen gün metrobüs boştu geçen dediğim de pazar amk oturdum bir yere metrobüste bir baktım önümde ki koltukta - karşılıklı- şu big tidy goth gf tipinde bi karı var amk karı dediğime bakmayın aynı yaştayız zaten neyse ben önüme bakıyorum açıyorum telefonda iki gezindim canım sıkıldı kapattım pencerenin oraya falan bakıyorum yani anlicağınız göz teması kurmak istemiyorum amk neyse sola doğru bakarken sağa doğru baktım vay amk nasıl ama hiç kimse yapamaz neyse bununla göz göze geldik böyle 2 saniye boyunca bakıştık ama 2 saniye böyle şey değil hızlı değil amk zaman bükülüyor hint dizisi ara sahnesi gibi oluyor olm benden çok daha yakışıklı kız amk o benden önceki durakta indi böyle bir durumdayken ne yapabilirim olum bir dahakine göz temasını bozan olmak istemiyorum bu arada bence tipim fena değil 10 üstünden 7 si vardır 1 sivilce kaldı amk oda seneye gömülür neyse benim diğer kardeşlerim geldi başka bir ilden amk 5 kişi biz annemle masum masum takılırken evde bunlar geldi düzenimin amına koydu amk odamı dağıttılar sonra topladılar bugün bende ders çalıştım şimdi öylesine yazıyom he bir de bugün restoranda başka bir kız vardı big tidy amk tidy diye yazılmıyor dimi lan yorumlarda benimle dalga geçeni sikerim tidy toplu demekti neyse big tity goth gf bir garson vardı amk bunlar çok güzel ya şu üni sınavı bitsin ilk yapıcağım iş sosyal becerileri max yapmak olucak hadi iyi akşamlar 1 gündür şu h. Gweelsin zaman makinesini okuyorum yarına bitiririm güzel bi tartışma postu açarım.
submitted by HornyRamazanPidesi to KGBTR [link] [comments]